MEZHEBİMİZİN KAYNAKLARINI OLUŞTURAN KİTAPLAR VE KISIMLAR
Zahirurrivaye kitapları:
Mezhebimiz ulemasının
meseleleri üç tabakaya ayrılmıştır.
1- Usul meseleleridir.
Bunlara Zahirurrivaye
derler ki mezhep sahipleri olan Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed’den
rivayet edilen meselelerdir. Bu zevata İmâm-ı Züfer, Hasen bin Ziyad ve
diğer birkaç imamda katılır. Lakin ekseriyetle şuyu bulduğuna göre
zahirurrivaye denilince üç imam anlaşılır. Zahirurrivaye kitapları İmâm-ı
Muhammed’in altı kitabıdır. Bunlar: Mebsut, Ziyadat, Camiussağîr,
Siyerussağîr, Camiulkebîr, Siyerulkebîr isimli kitaplardır. Bu kitaplara
zahirurrivaye denilmesinin sebebi Muhammed’den mevsuk zevat vasıtasıyla
rivayet edildikleri içindir. Bu kitaplar İmâm-ı Muhammed’den ya tevatür
yoluyla yahut şöhret tarikiyle rivayet edilerek sübut bulmuşlardır.[1]
İmâm-ı Muhammed’in sağîr vasfiyle te’lif ettiği eserlerini Ebu Yusuf
vasıtasıyla İmâm-ı Azam’dan, Kebir vasfıyla telif ettiklerini ise doğrudan
doğruya İmâm-ı Azam’dan rivayet etmiştir.[2]
İmâm-ı Muhammed’in 999 kitap yazdığı söylenir.[3]
2-Nevadir meseleleridir.
Bu meselelerde mezkur imamlarımızdan rivayet
edilmişlerdir. Ancak yukarda isimlerini saydığımız kitaplarda mevcut
olmayıp, ya İmam-ı Muhammed’in
Keysaniyat, Haruniyat, Curcaniyat ve Rukkiyat gibi eserlerinde yahud İmâm’ı
Muhammed’den başka bir zatın kitaplarını nakledilmişlerdir. Meselâ Hasen bin
Ziyad’ın “Muharrem” namındaki eseri bunlardandır. Bunlara Zahirrurivaye
adının verilmemesi evvelkiler gibi sahih ve sabit rivayetlerle
nakledilmedikleri içindir. İmâm-ı Ebu Yusuf’tan rivayet edilen “Emali”
namındaki kitaplarda nevadirden sayılır. Emali imlanın cemisi olup imla ise
alimin ezberden söyleyerek yazdığı şeylerdir. Bunları talebeler yazar.
3.Vakıattır.
Bunlarda muteahhirin
müctehiderinin kendilerine sorulanlara yukarıda isimleri sayılan kitaplarda
bulunmadıklarından istinbat ettikleri meselelerdir. Mutaahhrin
müctehidlerinden murat İmâm-ı Ebu
Yusuf ve Muhammed’in eshabı ile onların eshabının eshabıdır. Onların
fetvaları hakkında yazılıp elimize geçen ilk kitap Fakih Ebu Leys’i
Semerkandi’nin “Kitabünnevazil” idir. Ondan sonra ulema başka kitaplar telif
etmişlerdir. Mecmuunevazil, Natıf’in Vakiât’ı ve Sadrı Şehid’in Vakıât’ı
gibi. Daha sonra gelen fukaha bu meseleleri birbirinden ayırmayarak karışık
yazmışlardır. Kadıhan’ın Fetva’sı ile Hulasa isimli kitap ve diğerleri böyle
yazılmıştır. Fakat bazıları ayırmışlardır. Meselâ Radıyyüddin Serahsi’nin
“Kiatbülmuhıt” ı böyledir. Evvela usul meselelerini sonra nevadir’i sonra
fetvaları sıralamıştır. Hakim-i Şehid’in Kafi’si mesaili usul
kitaplarındandır. Bu kitap mezhebimizi nakletmekte muteber bir kitaptır.
Bunu ulemadan bir cemaat şerh etmişlerdir. Şemsüleimme İmâm-ı Serahsi
bunlardandır. Serahsi’nin kitabı “Mebsutu Serahsi” namıyla meşhurdur. Allâme
Tarsusi “Serahsi’nin Mebsut’u öyle bir kitaptır ki onun muhalifiyle amel
olunmaz” dedi. Müntekâ da Hakimi Şehid’in kitabı olup mezhebimizin
kitaplarındandır. Lakin onda bazı nevadir mevcuttur.
İmâm-ı Muhammed’den rivayet edilen Mebsut nushaları çoktur. En meşhuru
Süleymanı Cürcani’nin Mebsut’udur.[4]
DÖRT MEZHEP VE HANEFİ İMAMLARI HAKKIN DA KISA BİLGİLER
İmâm-ı Azam Ebu Hanife Numan bin Sabit
Adı Nu’man, babası Sabit’dir.
Ehl-i Sünnet İmamlannın birincisi olup İslam Şeriatının büyük bir rüknüdür
(dayanağıdır). Yüksek nesebleri İranın büyük bir hanedanına çıkar. Büyük
babası Islam dinini kabül etmiştir. Hicri 80 tarihinde Küfe’de doğmuştur.
Eshab,-ı kiramdan Enes ibni Malik, Abdullah Ibni Ebi Evfa, Sehl İbni Sa’d
Sa’idi ve EbüI Fadl Amir ibni Vasile’ye yetişmişse de hiç biri ile
görüşememiştir. Fıkıh ilmini Hammad ibni Ebi Süleyman’dan aldı. Tabiinden
pek çok zevatla mülakatkat etmiş ve İmam Cafer-i Sadık ile görüşerek hadis
dinlemiştir.
Fevkalade bir akıl ve zekaya
sahib olduğundan, kısa bir zaman içinde fıkıh’da eş ve emsali bulunnuyacak
bir dereceye gelmekle şöhreti Alemlere yayılıp Emevilerin son meliki Mervan
ibni Muhammed zamanında kendisine Küfe kadılığı teklif edilmiştir. Hazret-i
İmam’ın zühd ve takvası da ilim ve zekası gibi üstün bir mertebede
olduğundan, kul haklarından. sakınmak gayreti ile, bu kadılık görevini
kalbul etmiyerek reddetmiştir. Bunun üzerine kendisine kadılığı teklif eden
Irakayn valisi Yezid ibni Ömer Fezari’nin emri ile başına yüz on kamçı
vurulduğu halde yine kabul etmemekte ısrar etmişti. Daha sonra hilafet,
Abbasilere devredilince Ebu Cafer Mansur tarafından Bağdad’a getirtilerek
yine kendisine kadılık görevi teklif olunmuştu. Bu teklifi de kati olarak
reddeylemişti. İlk olarak fıkhi bablara bölerek yazan. Feraiz ve şurut
kitablarını ortaya koyan İmamı A’zam hazretleridir. Hayatlarına ve yüksek
meziyetlerini tahlile dair pek çok eserler yazılmıştır. Çok sayıda talebe
yetiştirrniş ve aralarında İmam Ebu Yusuf, İmam Muhammed, imam Züfer gibi
müctehidler de çıkmıştır, Yetmiş yaşında oldukları halde Hicri 150 tarihinde
Bağdad’da vefat etmişlerdir.Rivayete
göre Ebu Cafer Mansur tarafından Kadı’l Kuzat görevinden de kaçındığından
zindana atılmış ve her gün on kamçı ilave edilerek döğülmüş ve kamçılann
sayısı yüze varınca kamçı te’sirinden ölmüştür. Yeryüzündeki müslümanların
çoğu İmam-ı A’zam’ın mezhehine bağlıdır. Osmanlılar devrinde devletin resmi
mezhebi de Hanefi mezhebi olmuştur. Bağdad şehrinde bulunan ve ilk olarak
Selçuki Sultanı Melik Şah’ın veziri Şerefü’l - Mülk tarafından inşa edilen
türbesi. Osmanlılar tarafından tamir edilerek süsIenmiştir
Ebu Yusuf
İmam-ı A’zam hazretlerinin en
meşhur ve en büyük talebelerindendir. Adı Yakub, babasının adı İbrahim’dir
ve ensardan’dır. Hicri 113 yılında doğdu. Büyüyünce ilk olarak hadis-i şerif
rivatyet etmekle meşgul oldu. Sonra İbni Ya’la’dan fıkıh öğrendi. Daha sonra
İmam-ı A’zam Ebu Hanife hazretlerinin derslerine katılmış ve güzide talebesi
olmuştur. Fakih, Alim ve hafızdı. Asrının fıkıh ilminde en ileri geleniydi.
Rivayet edildiğine göre bir işitmekle elli altmış hadis-i şerif
ezberlerdi ve sonra kalkar insanlara yazdırırdı. İmam-ı A’zam mezhebi üzere
ilk kitab yazıp her tarafa neşreden o olmuştur. İmam-ı A’zam mezhebinin
te’yid ve ebedileşmesindeki fazilet İmam Ebu Yusuf hazretlerine aittir.
İmam-ı Muhammed
Babasının adı Hasan’dır. Hicri
122 yılında Irak’da doğdu.Kufe şehrinde büyüdü, birçok hadis alimlerinden
hadis-i şerif tahsil etti, Daha sonra İmam-ı A’zam Ebü Hanife hazretlerine
mülaki olarak ondan da fıkıh öğrendi. İmam-ı A’zam vefat ettiğinden
derslerinde fazla bulunamadı. Daha genç yaşta olduğundan Ebü Yusuf’un
derslerine katıldı ve gerekli ilmi ondan aldı. Akıl ve zekası çok üstündü.
Hatta Ebu Yusuf zamanında bile Hanefilerin baş vurduğu bilgin olmuştu. 990 kitab yazmış olduğu nakledilir. Hepsi de dini eserlerden ibarettir. Hesap ilminde de çok mahirdi. Halife Harun Reşid tarafından kadılık görevinde istihdam edilmiş ve beraberce Horasan’a yaptıkları bir seferde hicri 198 tarihinde REY şehrinde vefat etmiş ve orada defnedilmiştir.
Allah hepsimden razı olsun
Amin...
İmâm-ı Züfer bin Hüzeyl.
İmâm-ı Azam’ın kendisine büyük teveccühleri vardı. Doğumu hicri 110
vefatı 158 (Basra) dır (ra).
İmâm-ı Hasan bin Ziyad.
Doğumu hicri 116 (Küfe) vefatı hicri 204 dır (ra).
İmâm-ı Muhammed bin İdris Eş-şafii.
İsmi Muhammed olup dört mezheb
imamlanndan biridir. Hicri 150 tarihinde ve bir rivayette İmam-ı A’zam
hazretlerinin vefatı gününde, Gazze’de doğmuştur. İki yaşında iken Mekke-i
Mükerremeye götürülerek orada ilk tahsile başladı. Sonra Medine’ye göç
ederek burada İmam Malik ibni Enes hazretlerinden ilim tahsil etmiş olup
zamanında fıkıh, hadis, lügat, edebiyat ilimlerinde emsali yoktu. Aynı
zamanda takva ve salah bakımından eşi yoktu. Yine dört mezheb imamlanndan
Ahmed ibni Hanbel, talebeleri cümlesindendir. 195 tarihinde Bağdad şehrine
giderek orada iki sene kaldıktan sonra Hac niyyeti ile Mekke-i Mükerremeye
dönmüş, bir ay kaldıktan sonra Mısır’a gitmişti. Geri kalan ömrünü orada
ilim tedris etmekle geçirmiş ve 54 ,yaşında olduğu halde 204 tarihinde vefat
etmiştir. Usül-i fıkıh hakkında ilk eser verendir. Hadis-i şerif üzerine Es
- Sünen ve El - Müsned isminde iki kıymetli eseri vardır. Abbasiler devrinde
Şafii mezhebi Mısır, Şam, İrak, İran ve Horasan’da yayılmışken sonradan bu
mezheb salikleri azalmıştır. İslam Alimleri’nin çoğu Şafiidir. Hanefi
mezhebi sonradan genişlemiş ve salikleri çoğalmıştır.
İmâm-ı Malik bin Enes
Babası Enes’dir. Dört imamdan biri
olup hicri 95 tarihinde Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmiş ve kıraet ilmini
Nafi’den almıştır. Sahabeden Sehl ibni Sa’d (R.A.) hazretlerine yetişip
tabiinden olduğu rivayet edilir. Abdullah ibni Ömer (radıyallahü anhüma)
hazretlerinin azadlılanndan olan Zühri’den, Nafi ve diğer büyük Tabiin
alimlerinden hadis-i şerif dinlemiş ve ilim tahsil etmişti. Fıkıh, Hadis ve
Tefsir ilimlerinde o derece ilmi vardı ki, çok kere hocaları ondan mesele
sorarlardı. Zamanında fetva işi ona bırakılmıştı. Hadisi şerif nakledeceği zaman
abdest alıp, tam bir vekar ve hürmetle diz çöktüğü; Medine-i Münevvere dahilinde
ömrü boyunca hayvana binmediği ve diğer muamelatında da fevkalade hürmetkar
bulunduğu rivayet edilir. 1447. hicri tarihinde haksız olarak kendisinden
istenen bir fetvayı vermediğinden 70 kırbaç vurularak döğüldüğü ve daha sonra
Abbasilerden Ebu Cafer Mansurun amcası Cafer ibni Süleyman tarafından da
döğüldüğü mervidir. 179 tarihinde Medine’de vefat etmiştir. Hadis kitablarının
en eskisi olan El - Muvatta’ı yazmıştır. Mezhebi Kuzey Afrika’da yayılmıştır,
İmâm-ı Ahmed bin Muhammed bin Hanbeli.
Dört mezheb imamlarından
biridir. Babası Merv’li olup zevcesiyle birlikte Bağdad’a gelmişti. Kendisi
hicri 164 tarihinde Bağdad’da doğmuştur. Bir rivayete göre de Merv’de doğup
memede olduğu halde Bağdad’a gelmiştir. İlim tahsilini bitirdikten sonra
Mekke, Medine, Şam, Yemen, Basra, Kufe gibi beldeleri gezerek zamanın
meşhurlanndan hadis-i şerif dinleyip toplamıştır. Buhari, Beğavi, İbni Ebi
Dünya gibi şöhretler kendisinden hadis-i şerif rivayet etmişlerdir. İmam-ı
Şafii’nin talebelerindendir. İmam Ebü Yusuf’un ölümünden ve İmam-ı Şafii
hazretlerinin Mısır’a gitmesinden sonra Bağdad’da kendisinden büyük muhaddis
ve fakih yoktu. Hadis ilmine dair El - Müsned adlı eseri yazmıştı ki, o
zamana kadar yazılanların en büyük ve en mükemmeli idi. Kur’an mahluktur,
demediğinden 220 tarihinde dövülerek hapsedilmişti. 241 tarihinde Bağdad’da
vefat ederek cenazesinde seksen bin erkek ve altmış bin kadın hazır
bulunduğu rivayet edilir. Zühd ve takvası ilmi kemaline uygundu.
[5] Büyük İslâm İlmihali S.36
KAYNAK ESERLER
Mebsut (1989 m. Beyrut b.): Şemsül Eimme Ebu Bekr
Muhammed Serahsi
Hidaye (1956 m. Kahire b.):
Burhanüddin Merğinani
Dürer (1956 m. İstanbul b.):
Muhammed b. Firâmuz Molla Hüsrev
Fethülkadir (1977 m. Beyrut b.):
Muhammed Kemal İbn-i Hümam
İnaye (1977 m. Beyrut b.):
Muhammed Ekmelüddin Baberti
Bedâyi (Beyrut b.):
Alaüddin Ebu Bekr b. Mesud Elkâsâni
Cevhere (1311 h. İstanbul b.):
Ebu Bekr b. Ali Elhaddâdi
Mektubat:
İmâm-ı Rabbâni Müceddidi Elfisani Ahmedi Fârûki
Serhendi
Bahrurraik (1993 m. Beyrut b.):
Zeynüddin İbn-i Nüceym
Fetevayi Hindiye (1991 m. Beyrut b.): Mevlana Şeyh Nizam
İhya (1332 h. Mısır b.):
Huccetü’l İslam İmâm-ı Gazali
Reddülmuhtar (1992 m. Beyrut b.): Muhammed Emin İbn-i
Abidin
Hediyyetülalaiyye (İstanbul b.):
Muhammed Alauddin b. İbn-i Abidin
Mezahib-i Erbaa:
Abdurrahman Elcezîri
Büyük İslam İlmihali:
Ömer Nasuhi Bilmen
Mukayeseli İslam ve Osmanlı Hukuku: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
Emanet Ve Ehliyet
Büyük İslam İlmihali
Istılahatı Fıkhıyye Kamusu