ORUÇ'UN
TARİFİ VE ÖNEMİ
ORUÇ KELİMESİ; Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş bir kelimedir.(1) Kelimenin
aslı "Roze"dir. Bu kelime Türkçe'ye önceleri "Oruze" (Günlük)
olarak geçmiş , daha sonra "Oruç" halinde kullanılmaya başlanılmıştır.
Arapça karşılığı savm veya siyam'dır. "Savm" kelimesinin lûgat
manası: Yeyip-içmekten kendini tutmak, imsak, hareketsiz kalmak ve herşeyden
el-etek çekmektir.(2) İslâmî ıstılahta "ikinci fecirden (fecr-i sadıktan)
itibaren güneşin gurûbuna kadar; yemekten, içmekten, cinsi münasebetten ve
orucu bozan diğer şeylerden, Allahû Teâla (cc)'ya kulluk niyyeti ile nefsi
men etmeye"(3) verilen isimdir. Malum olduğu üzere, oruç; yalnız
bedenle yapılan ibadetler cümlesindendir. Dolayısıyla her mükellefin nefsi
için "farz-ı ayn" dır. Resûl-i Ekrem (sav): "Bir kimse,
başka bir mükellefin yerine oruç tutamaz. Yine bir kimse, başka bir mükellefin
yerine namaz kılamaz"(4) hükmünü beyan buyurmuştur. Zira oruçta; sürekli
olarak kötülüğü emreden "Nefs-i Emmare'yi" kahretme söz
konusudur.
Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler!.. Sizden evvelki (ümmet)lere yazıldığı
gibi, sizin üzerinize de oruç yazıldı (farz kılındı). Tâ ki, korunasınız"(5)
hükmü beyan buyurulmuştur. Oruç'un Hicret'ten sonra "Farz" kılındığı
hususunda ittifak vardır. Sahih olan rivayete göre; Bedir Savaşı'ndan kısa
bir süre sonra farz kılınmıştır.(6) Hz. Aişe (r.anha) validemizden
rivayete göre; Resûl-i Ekrem (sav) daha önce Aşûre orucuna devam buyurmuştur.
Hz. Muaz b. Cebel (ra)'den rivayet edilen bir habere göre de; Medine'de her ay
üç gün oruç tutmuş ve bunu ashabına da tavsiye etmiştir. İmam-ı
Merginani: "Şüphesiz ki; Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Çünkü
Allahû Teâla (cc): "Sizin üzerinize oruç farz kılındı" buyurmuştur.
Ayrıca farziyeti hususunda icmâ teşekkül etmiştir. Bundan dolayı Ramazan
orucunun farziyetini inkâr eden kâfir olur"(7) hükmünü zikretmektedir.
Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Oruç insanı cehennem ateşinden koruyan bir
kalkandır; tıpkı sizi harpte ölüme karşı muhafaza eden bir kalkan
gibi"(8) buyurduğu bilinmektedir. Malûm olduğu üzere oruç; mükellefi
her türlü şehvetten alıkoyan ve ihlâsı artıran bir ibadettir. Açlığa,
susuzluğa ve nefsin diğer arzularına boyun eğmemek ve direnmek açısından
da oldukça önemlidir. Allahû Teâla (cc)'ya iman eden ve O'nun uğrunda
cihad'a karar veren mü'min oruç ibadeti ile kuvvetli bir iradeye sahip olur.
Hicrî Takvim; ayın hareketlerine göre değiştiği için, her yıl diğerine
nisbetle on veya onbir gün önce gelir. Dolayısıyla insan bazen (-30)
derecede, bazen de (+40) derecede oruç tutar. Bu bir anlamda mükellefin
"Dondurucu bir soğukta ve kavurucu bir sıcakta dahi, Allahû Teâla (cc)'nın
emirlerine uymaya hazırım" taahhüdünde bulunmasıdır. Ayrıca bir ay süre
ile; nefsinin bütün şehvetlerini terketmesi oldukça önemli bir hadisedir.
Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Oruç bir kalkandır. Oruçlu kem (kötü)
söz söylemesin. Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa
"Ben oruçluyum" desin. Ruhum yed-i kudretinde olan Cenab-ı Hak'ka (cc)
yemin ederim ki; oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allah indinde misk kokusundan
daha temizdir. Cenab-ı Hak (cc) buyurmuştur ki; "Oruçlu kimse benim (rızam)
için yemesini, içmesini, cinsi arzusunu bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya
bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan
doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir""(9)
buyurduğu bilinmektedir.
(1) İslâm
Ansiklopedisi - İst: 1964, M.E.B. Yayını, C: 9, Sh: 408.
(2) İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - İst: 1983, C:
4, Sh: 228. Ayrıca Molla Hüsrev - Dürerû'l Hükkam fi şerhû Gureri'l Ahkam
- İst: 1307 C: 1, Sh: 196, İslâm Ansiklopedisi - "Oruç" maddesi,
C: 9, Sh: 408.
(3) Şeyh Nizamüddin ve bir heyet - El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400,
C: 1, Sh: 194.
(4) İbn-i Hümam - Fethû'l Kadir - Beyrut : 1315 D. Sadr Mtb. C: 2, Sh:
85.
(5) El Bakara Sûresi: 183.
(6) Mecmûat'u't Tefasir İst: 1970, Çağrı Yay. C: 1, Sh: 257, (Haazin
böl.). Ayrıca İbn-i Kesir - Tefsirû'l Kur'an'il Azim - Beyrut: 1969, D.
Marife C: 1, Sh: 213.
(7) İmam-ı Merginani - El Hidaye şerhû Bidayetü'l Mübtedi - Kahire:
1965, C: 1, Sh: 118.
(8) Sünen-i Nesai - İst: 1401, Çağrı Yay. C: 4, Sh: 167, (K. Savm:
43)
(9) Abdi'l Latifi'z Zebidi - Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih
tercemesi ve şerhi - Ankara: 1974 (3 bsm) C: 6, Sh: 248, Had. No: 897.