İ'TİKÂF'IN MANASI VE ÇEŞİTLERİ
İ'tikâfın lûgat manası "durmak, bir şeye devam etmek"tir. İslâmi
ıstılâhta; mükellefin ibadet niyyeti ile, cemaatle namaz kılınan bir
mescidde kalmasına "İ'tikâf" denir.(113) İmam-ı Serahsi: "İ'tikâfın
meşruiyyeti kitab ve sünnetle sabittir. Kitab'da Allahû Teâla (cc)'nın şu
kavli vardır: "Mescidlerde İtikâfta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza
(Geceleri) yaklaşmayın." Muhakkak ki, mescidde ibadet niyyeti ile
durulur. Hz. Ebû Hureyre (ra)'dan ve Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine
göre; Resûl-i Ekrem (sav) Ramazan ayının son on gününde, Medine'de
mescidde İ'tikâfta bulunmuştur"(114) hükmünü zikreder.
İ'tikâf; vacib, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üçe ayrılır.
Bir şarta bağlı olarak veya şartsız nezredilmiş (Adanmış) bulunan İ'tikâf
vâcibtir. Ramazan-ı Şerif'in son on günündeki İ'tikâf sünnet, kifaye
niyyetiyle yapılan İ'tikâf ise müstehabtır. Fethûl Kadir'de de böyledir.(115)
Vâcib olan İ'tikâfın en az süresi, bir gündür. İ'tikâfa giren kimse,
bir günü doldurmadan çıkarsa, o günün İ'tikâfını kaza eder. Çünkü o
kimse; İ'tikâfa kasden başlayıp ibtal etmiştir.(116)
(113)
Molla Hüsrev - Dürerû'l Hükkam fi şerhû Gureri'l Ahkam - İst: 1307 C: 1,
Sh: 212. Ayrıca İmam-ı Kasani - El Bedaiû's Senai fi Tertibi'ş Şerai -
Beyrut: 1974, C: 2, Sh: 108-109.
(114) İmam-ı Serahsi - El Mebsut - Beyrut: ty D. Marife Yay. C: 3, Sh:
114.
(115) Şeyh Nizamüddin ve heyet - El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400,
C: 1, Sh: 211.
(116) Molla Hüsrev - A.g.e. C: 1, Sh: 213. Ayrıca Şeyh Abdülgani El
Meydani - El Lübab fi Şerhi'l Kitab - Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 176.