İLÂÇ KULLANMANIN HÜKMÜ
Oruca niyyet eden bir mükellefin; aniden hastalanması halinde, mü'min ve mütehassıs
bir doktora müracaat etmesi esastır. Eğer ona iğne veya herhangi bir ilâç
verirse; mümkün olduğu takdirde, iftardan sonra yaptırması gerekir. Zira iğne;
vücûdun iç kısmı ve dimağa ulaştığı zaman oruç bozulur.(65) Hukne
yoluyla bağırsaklara ilâç ve su verilmesinde de durum aynıdır.(66) Ancak
kullanılan ilâç kuru ve katı olursa, yara üzerine sürüldüğü zaman
orucu bozmaz. Zira deri üzerindeki kuru ilâcın; vücûdun derinliklerine ve
dimağa uluşma imkânı yoktur.(67) Feteva-ı Hindiyye'de: "İğne
vurulan, burnuna veya kulağına ilâç damlatılan kimsenin orucu bozulur.
Ancak keffaret gerekmez. Bir kimsenin kulağına, kendi isteğinin dışında ve
elinde olmaksızın yağ girmiş olsa o kimsenin de orucu bozulur. Serahsi'nin
Muhiyt'inde de böyledir"(68) hükmü kayıtlıdır. Sonuç olarak; oruca
niyyet eden bir mükellefin; hastalanması halinde söz, mü'min ve mütehassıs
doktora düşer!.. Eğer iğne yapılmasını şart görürse yapılır. Mükellef;
o günün orucunu, daha sonra kaza eder!.. Deri üzerine sürülen kuru ve katı
ilâçlar orucu bozmaz.
(65)
İmam-ı Kasani - El Bedaiû's Senai fi Tertibi'ş Şerai - Beyrut: 1974, C: 2,
Sh: 93. Ayrıca İmam-ı Merginani - A.g.e., C: 1, Sh: 125.
(66) İbn-i Hümam - Fethû'l Kadir - Beyrut : 1315 D. Sadr Mtb. C: 2, Sh:
72-73.
(67) Şeyh Abdülgani El Meydani - El Lübab fi şerhi'l Kitap - Beyrut:
1400, C: 1, Sh: 169-170. Ayrıca İmam-ı Kasani - A.g.e. C: 2, Sh: 93.
(68) Şeyh Nizamüddin ve heyet - El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400, C:
1, Sh: 204.