HELÂK OLMAK KORKUSU:

Ramazan-ı Şerif ayında düşmanla savaşacağını bilen ve oruç tuttuğu takdirde zayıf düşerek gerektiği gibi cihad edemeyeceğinden endişe eden mücahid, oruç tutmayabilir.(85) Dürri'l Muhtar'da: "Kalanlar zorlama, helâk korkusu veya akıl noksanlığıdır. Velev ki şiddetli susuzluk veya açlık sebebi olsun. Bir de yılan sokmasıdır" hükmü kayıtlıdır. İbn-i Abidin bu metni şerhederken şunları zikretmektedir: "Kalanlar, zorlama..." ikrah bahsinde beyan ettiğine göre, bir kimse lâşe, kan veya domuz eti yemeye yahud şarap içmeye, hapis, döğme ve bağlanma gibi muzdar bırakmayan bir sebeble zorlanırsa, o işi yapması helâl olmaz. Fakat öldürmek, uzuv kesmek veya şiddetli döğmek gibi muzdar bırakan bir şeyle zorlanırsa, o işi yapması helâl olur. Şayet sabreder de öldürülürse günahkâr olur. Küfretmek (Kelime-i küfrü söylemek) için muzdar bir şeyle zorlanırsa, kalbi imanla mutmain olmak şartı ile küfür kelimesini söyleyebilir. Ama sabreder de öldürülürse sevab kazanır. Allahû Teâla (cc)'nın sair hakları da böylerdir. Oruç ve namazı bozmak, harem-i şerif avını öldürmek, ihramlı iken öldürmek ve farziyyeti kitapla sabit olan her şey gibi... Birincide sabrettiği takdirde günahkâr olması, bu sayılanlar zaruret halinde haram olmaktan istisna edildiği içindir. Çünkü onun haramlığı kalkmış değildir; sadece günahı sakıt olmak için ruhsat verilmiştir. Onun için Bahır sahibi burada Bedayi'den naklen hasta ve yolcu iken orucunu bozmaya zorlanan kimse ile sağlam ve mukim arasında fark yapmış: "Birincide o işi yapmaz da öldürülürse günahkâr olur, ikincide günahkâr olmaz" demiştir. "Helâk korkusu..." çalışmaktan bitâp düşen ve oruç tutarsa helâk olacağından korkan cariye gibi. Hükümet müteahhidi tarafından sıcak günlerde acele işte çalıştırılan kimse de, helâk olacağından veya aklının azalacağından korksa, cariye gibidir. Hülâsa'da beyan edildiğine göre; bir gazi düşmanla Ramazanda harbedeceğini ve zayıf düşeceğini yüzde yüz bilirse oruç tutmayabilir. Nehir. "Bir de yılan sokmasıdır" yani kendisini yılan sokan kimse faydalı bir ilaç içebilir."(86)

Feteva-ı Hiddiyye'de: "Açlıktan veya susuzluktan dolayı helâk olacağından veya aklî melekelerini kaybedeceğinden; (tecrübe, alâmet veya müslüman bir doktorun teşhisine dayanarak) endişe eden bir kimse, orucunu bozabilir. Daha sonra kaza eder. Çalışmasından dolayı zayıf düşen ve oruç tuttuğu takdirde helâk olacağından korkan kimse de iftar edebilir. Aynı durumdaki cariyeler hakkında da; hüküm aynıdır. Veliyyü'lemr tarafından şiddetli sıcak günlerde çalışmaya götürülen kimse de; helâk olmaktan veya aklına noksanlık gelmesinden endişe ederse, iftar edebilir. Fethû'l Kadir'de de böyledir"(87) denilmektedir. Ancak "Helâk olma" endişesi bir vehim (korku) değil; ciddi temellere dayanmak zorundadır. Kaldı ki bu endişe geçer geçmez, aynı orucu kaza etmek de "Farz"dır. Ulemâ; Ramazan-ı Şerif ayında ağır işte çalışmanın (oruca engel olacağını esas alarak) mekruh olduğunda ittifak etmiştir.



 (85) Şeyh Nizamüddin ve heyet - A.g.e. C: 1, Sh: 208.
 (86) İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - İst: 1983, C: 4, Sh: 337-338.
 (87) Şeyh Nizamüddin ve heyet - El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400, C:1,  Sh: 207.