KAZA ve KEFFARET
Oruç, niyet edip tutmaya başlamakla mükellef üzerine borç olmuştur. Bu
sebeble, meşrû' bir mâzeret olmadıkça başlanmış orucu bozmak günahtır.
Ayrıca bozulan orucun sonradan gününe gün kazâ edilmesi de lâzımdır.
Farz olan Ramazan orucunu kasden bozmakta ise kazâ ile birlikte fazladan bir de
keffaret denilen iki kamerî ay (yaklaşık 60 gün) aralıksız oruç tutmak
cezası vardır.
Kazâ ve Keffâret Nedir?
Kazâ: Hiç tutulmayan veya tutulmaya başlanıp da bozulan bir orucu
sonradan günü gününe tutmaktır.
Keffâret ise: Kasden bozduğu bir günlük Ramazan orucu yerine, ceza
olarak iki ay birbiri ardınca oruç tutmaktır. Bu cezayı, yaşlılık, zayıflık
ve hastalıktan dolayı yerine getiremeyen kimse, 60 fakiri sabah ve akşam
olarak iki öğün doyurur. Doyurmak; yedirmek suretiyle olacağı gibi, yemek
parasını fakirin eline vermekle de olur. 60 fakir yerine bir fakiri, 60 gün
doyurmak da câizdir.
Oruç tutmaya bedenî gücü yetmediği gibi fakiri doyurmaya da mâli gücü
kâfi gelmeyen bir kimseden ise, keffaret cezası kalkar. Artık onun yapacağı
şey, Allah'tan af ve mağfiret dilemektir.
Keffaret Orucu Tutanların Dikkat Edecekleri Hususlar Nelerdir?
* Üzerinde keffaret borcu olan bir adam, bu 2 aylık orucu, hiç ara
vermeden peşpeşe tutmak zorundadır. Binaenaleyh, araya, Ramazan ayı veya
kendisinde oruç tutmanın haram olduğu günlerin girmemesi lâzımdır. Aksi
takdirde keffaret orucunu tutmaya yeniden başlamak gerekir.
* Yolculuk, Ramazan orucunun edâsını te'hire sebeb olmakla beraber;
keffaret orucu tutmakta olan kimse, yolculukta da bu orucu devam ettirmek
zorundadır.
* Hayız, nifas hâline giren kadının keffareti bozulmaz. Bu günleri geçirdikten
sonra, keffaret orucunu kaldığı yerden tutmaya devam eder.
* Keffaret; orucu tutmamanın değil, tutulan orucu kasden bozmanın cezasıdır. Bu bakımdan, Ramazan-ı şerîf'te oruç tutmaya hiç niyet etmiyen bir kimse, tutmadığı bu oruçları sonradan sadece kaza eder