Îtikâf Nedir?
Îtikâf, lügatte, bir şey'e devam etmek, bir şey'i bekleyip durmak mânasına
gelir. Istılahtaki mânası ise, 5 vakit cemaatle namaz kılınan bir camide,
ibâdet niyetiyle durmak, ikâmet etmek demektir. Îtikâfa giren kimseye ise, mûtekif
veya âkif denir.
Îtikâfın Hükmü Nedir?
Îtikâfın meşrûiyeti, Kur'an ve Sünnet ile sâbittir. Allah Teâlâ şöyle
buyurmaktadır:
"Mescidlerde (camilerde) îtikâf hâlinde iken kadınlarınızla ailevî
münasebette bulunmayınız" (el-Bakara187).
Resûl-i Ekrem (asm) Medine'ye hicretinden sonra, âhirete irtihallerine
kadar her Ramazan'ın son 10 gününü îtikâf ile geçirirlerdi.
İhlâs ile yapılan bir îtikâf, amellerin en faziletlisi sayılmaktadır.
Bu sayede kalbler bir müddet için de olsa, dünya işlerinden sıyrılıp
Hakka müteveccih olur.
İslâm Büyüklerinden Atâ şöyle der:
"İtikâfa giren kimse ihtiyacından dolayı büyük bir zâtın kapısında
oturup "Hâcetimi yerine getirmedikçe buradan ayrılıp gitmem" diye
yalvaran bir kimseye benzer. O da Allah Teâlâ'nın bir mâbedine sokulmuş,
"Beni bağışlayıp mağfiret etmedikçe buradan ayrılıp gitmem"
demektedir."
Bir mü'min için, cami gibi kudsî bir mahalde, Ramazan ayı gibi nurlu, mübarek
bir ayda, bir müddet dünyanın her türlü meşgalesinden sıyrılıp Rahîm
olan Rabbine bütün varlığıyla yönelmesi ve sâf bir kalb ve temiz bir
dille O'na ibâdet ve tâatta bulunması, mânevî bir zevka dalması, ne müstesna
bir ganimettir.
Mûtekif, bütün vakitlerini namaza ayırmış, her ânı ibâdet içinde
geçen bir kimse hükmündedir. Çünkü o, bilfiil kılmadığı vakitlerde de,
cami içinde devamlı namazı bekler bir haldedir.
Bu bekleyiş ise, ona devamlı namazda imişçesine sevab kazandırır.
Kısacası, îtikâf sayesinde insanın mâneviyâtı yükselir, kalbi
nurlanır, sîmasında kulluk nişaneleri parlar, feyizlere mazhar olur.