|
Namazlarda Rükû
108- Namazlarda rükû da bir rükün olduğundan farzdır. Kıraetten sonra
eğilerek rükûa varılır. Baş ile sırt düz bir doğrultuda bulunur. Eller
dizlere kadar uzatılıp dizler kavranır. Ayakta namaz kılan kimsenin rükû
için yalnız başını eğmesi kafi gelmez. Arkasını da eğerek doğru bir çizgi
gibi düz bir durum almış bulunur. Bu, tam bir rükûdur. Rükûa giden kimse
böyle bir vaziyet almaz da kıyama daha yakın bir şekilde eğilirse, onun
rükûu sahih olmaz. Fakat rükû vaziyetine daha yakın eğilmiş ise, rükûu sahih
olur.
109- Otururken namaz kılan kimse, rükûa vardığı zaman alnı dizlerine
paralel olacak derecede arkasını eğmelidir.
Rükûda bulunuyor gibi kanbur olan kimsenin rükûu başını biraz eğmekle
olur. Kanburluğu rükû sayılmaz.
110- İmama rükû halinde yetişen kimse, ayakta tekbir alıp ondan sonra
rükûa gider. Bu tekbiri rükûa yakın vaziyette alırsa namazı bozulur, imama
uymuş olmaz.
111- İmam henüz rükûda iken yetişip de onu uyarak rükûa varan kimse, o
rekatı imamla kılmış sayılır. Fakat bir insan, imam rükûda iken tekbir alıp
da, imam rükûdan kalktıktan sonra rükûa gitse, o rekata yetişmiş sayılmaz,
bir rekatı kaçırmış olur. Kaçırdığı rekatı namaz sonunda imam selam
verdikten sonra tek başına kılar.
112- İmama uyan kimse, imamdan önce rükûa varıp daha imam rükûa gitmeden
başını kaldırırsa, bu rükû yeterli olmaz. Bunu imamın rükûu ile iade etmezse
namazı bozulmuş olur.
İmamdan önce rükû veya secdeden başını kaldıran kimse, imama aykırı
davranışımxnı gidermek için hemen rükû veya secdeye döner.
113- İmama rükûda yetişen kimse iki tekbire muhtaç değildir. Ayakta "Allahü
Ekber" deyip hemen rükûa gider. Bu bir tekbir ile hem iftitah, hem de rükû
tekbirini almış olur. (İmamet bahsine bakılsın
|