Namazlarda Mekruh
Olan ve Olmayan Okuyuşlar
414- Namazlarda
mütevatir (gerçek bir nakil ile sabit) yedi
kıraattan (Kur'ân
okunuşundan) herhangi biri seçilebilir. Ancak tuhaf ve
garib görülecek kıraatlar
seçilemez. Çünkü işin gerçeğini anlayamayacak bazı kimselerin günaha
girmelerine sebebiyet verilmiş olabilir.
Hanefi İmamları, Ebû
Amr ile Hafs'ın Asım'dan olan
kıraatlarını seçmişlerdir.
415- Kur'ân-ı Kerîm'i namazda sırası üzere
okumakta bir sakınca yoktur. Fakat mukim (ikamet halinde) olan bir kimse
için sünnet olan Mufassal denilen sûreleri okumaktır. Şöyle ki: Kıraat
mikdarında misafir (yolcu) için sünnet olan,
Fatiha'dan sonra dilediği bir sûreyi okumaktır. İmam olsun olmasın, mukîm
için sünnet olan, sabah ve öğle namazlarında Fatiha'dan sonra "Tıvâl-i
Mufassal" denilen sûrelerden, ikindi ile yatsı namazlarında
"Evsat-ı Mufassal" denilen
sûrelerden, akşam namazlarında da "Kısar-ı Mufassal"
denilen sûrelerden bir sûre okumaktır.
"Hücurat" sûresinden "Burüc"
sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı
Mufassal'dır. "Tarık" sûresinden "Lem
yekûn" sûresinin sonuna kadar olan sûreler
Evsat-ı Mufassal'dır. Bundan sonraki sûreler de,
Kısarı Mufassal'dır. Bu sûrelere "Mufassal" denilmesinin sebebi,
bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır.
416- Namazların Fatiha sûresinden sonra, bir
mikdar daha Kur'ân okunması gereken
rekâtlarında tam bir sûre okunması daha faziletlidir. Bununla beraber bir
sûrenin bir kısmı bir rekâtta, diğer kısmı da öteki rekâtta okunabilir,
bunda kerahet yoktur.
417- Namazın bir rekâtinde bir sûrenin
sonunu, diğer rekâtinde de başka bir sûrenin
sonunu okumak, sahih olan görüşe göre mekruh değildir.
418- Namazın bir rekâtinde bir sûrenin
başından veya ortasından, diğer rekâtinde de
başka bir sûrenin başından veya sonundan okumakta veya kısa bir sûre
okumakta kerahet yoktur. Fakat iyisi, bir zaruret olmadıkça böyle
okumamaktır.
419- Namazın bir rekâtında bir sûre, diğer rekâtında da arada iki veya
daha ziyade bulunmak üzere aşağıya doğru başka bir sûre okunması mekruh
değildir. Fakat arada bir sûrenin bulunması mekruhtur. Ancak terk edilen
bu sûre, önce okunan sûreden en az üç âyet mikdarı
uzun bulunuyorsa mekruh olmaz.
420- Namazda bir sûrenin bir âyetinden arada en az iki âyet bulunmak
üzere diğer âyetine geçmek mekruh değildir.
Fakat iyisi, bir zaruret olmadıkça geçmemektir.
421- Bir rekâtta iki sûreyi toplayarak okumakda
kerahet yoktur. Ancak arada bir veya birkaç sûre bırakılmış olursa mekruh
olur. Bununla beraber farz namazlarda böyle iki sûrenin bir rekâtta
toplanmaması daha iyidir.
422- Zaruret olmadıkça, bir rekâtta bir âyetten diğer âyete
geçmek mekruhtur. Aralarında üç âyet dahi
bulunsa böyledir. Eğer yanılarak böyle bir geçiş
yapılmış olur da sonra hatırlanırsa, bu âyetler sıraları üzere yeniden
okunur.
423- Namazda Kur'ân okunurken bir âyet
yerine başka bir âyet okunsa bakılır: Eğer tam bir duraklama ile durduktan
sonra başka âyete başlanmışsa, namaz bozulmaz.
وَالْعَصْرِ
إِنَّ الْإِنسَانَ
denildikten sonra:
اِنَّ اْلاَبْرَارَلَفِئ نَعِئم
âyet-i kerîmesini okumak gibi.
Fakat duraklama yapılmaksızın okunan âyete başka bir âyet
bitiştirilmiş ise bakılır: Eğer manâ değişmemişse, yine namaz bozulmaz.
اِنَّ الَّذِينَ اَمَنُواوَعَمِلُوالصَّالِحَاتِ كَانَتْ
لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزَلاً
Yerine
اِنَّ الَّذِينَ امَنُواوَعَمِلُواالصَالِحَاتِ فَلَهُمْ
جَزَاءُالْحُسْنَى
okumak
gibi.
Fakat manâ değişmişse, bütün fıkıh alimlerine göre namaz bozulur.
Yukarıdaki âyet-i kerîmeyi:
اِنَّالَّذِينَ اَمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِ هُمْ
شَرُّالْبَرِّيَة
Şekilde okumak gibi.
424- Bir namazda âyet-i kerîme tekrarlansa veya bir sûre bir rekâtta
iki defa okunsa veya bir sûre iki rekâtta da okunsa bakılır: Eğer yalnız
başına kılınan bu namaz bir nafile namaz ise mekruh olmaz. Fakat farz
namaz ise, unutmak veya başka bir sûre bilmemek gibi bir özü bulunmadıkça
mekruh olur.
425- Birinci rekâtta "Nas" sûresi okunsa,
ikinci rekâtta da bu sûrenin okunması uygun olur. Çünkü tekrar etmek,
geriye dönüp okumaktan daha iyidir. Ancak hatim ile namaz kılan bir kimse,
birinci rekâtta "Muavvizeteyn" sûrelerini
okumuş ise, ikinci rekâtta Fatiha'dan sonra Bakara sûresinden bir
mikdar okur.
426- İkinci rekâtta, birinci rekâtta okunan sûrenin üstündeki sûreyi
okumak mekruhtur. Kasden yapılmazsa mekruh
olmaz. Bununla beraber okunmaya başlanmış ise terk edilmemelidir. Bunun
nafile namazlarda mekruh olmayacağını söyleyenler de vardır.
427- Namazda Sübhaneke'yi,
Eûzü Besmele'yi ve Amîn lâfzını aşikâre okumak
mekruhtur.
428- Ayakta okunan âyetleri rükû halinde bitirmek mekruhtur. Okunan
âyetleri ve sûreleri namaz içinde parmakla saymak da İmam
Azam'a göre mekruhtur. İki imama göre bunda
bir sakınca yoktur.
429- Nafile namazların birinci rekâtları ikinci rekâttan uzun tutmak
mekruhtur. Ancak Peygamber Efendimizden nakledilmiş bir hadîs varsa mekruh
olmaz. Örnek: Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz vitir namazının
berinci rekâtında "A'lâ"
sûresini, ikinci rekâtında "Kâfirûn" sûresini
ve üçüncü rekâtında da "İhlâs" sûresini
okumuşlardır. İmam Muhammed'e göre, yalnız teravih namazlarında birinci
rekâtlar, ikinci rekâtlardan daha uzun olabilir.
430- Farz namazlarla nafile namazlarda, ikinci rekâtları birinci
rekâtlardan uzun yapmak mekruhtur. Fakat nafilelerde üçüncü rekâtları
birinci ve ikinci rekâtlardan uzun tutmakta kerahet yoktur. Çünkü
nafilelerde her iki rekât müstakil bir namaz sayılır.
431- Farz namazlarda ve cemaatla kılınan
namazlarda okunan âyetlerden dolayı namaz kılmakta olan kimsenin: "Ya
Rabbi! Beni ateşten koru" diye duada bulunması veya Yüce
Allah'dan mağfiret dilemesi mekruhtur. Yalnız
başına nafile namaz kılanın bu şekilde dua etmesinde bir sakınca
görülmemektedir.
432- Namazda sünnet mikdarı
Kur'ân okunduktan sonra, insanda bir tutukluk
(ve şaşırma) olursa, hemen rükûa gitmeli, başka bir âyete veya sûreye
geçmemelidir. Fakat henüz sünnet
mikdarı okumamışsa, başka bir yere
geçmesinde kerahet olmaz.
433- Kur'ân-ı Kerîm, farz namazlarda
yavaşça ve harfleri belirterek okunmalı. Teravih namazlarında ise, yavaş
ve sür'atli okuyuş arasında bir kıraat
yapmalıdır. Diğer gece namazlarında sür'atle
okunabilir. Fakat mana anlaşılabilecek şekilde olmalı ve
tecvid hatası bulunmamalıdır.
434- Namazda ve namaz dışında sesli olarak Kur'ân
okunurken, sadece sesi güzelleştirmek ve okuyuşu süslemek için makamla
okumak iyi kabul edilmiştir. Çünkü bir hadîs-i
şerîfde:
"Kur'ân-ı Kerîm'i seslerinizle
bezeyiniz" buyurulmuştur. Yeter ki
bununla mana değişmesin, kelimelerin aslı bozulmasın ve
tecvid kurallarına uyulsun. Harfler uzatılarak
bir harf, iki harf gibi okunmasın. Bazı müezzinlerin namazda tebliğ
görevini yaparken fazla bir elif daha ilâve ederek:
رَابَّنَالَكَ الْحَمْدُ
demeleri bu nevidendir. رب
Allah, راب
ise, üvey baba demektir. Mana değişikliğinden dolayı
namazı bozacağından, bu gibi nağmelerden kaçınmak lâzımdır.
Sonuç: Yapılan nağmeden dolayı Kur'ân
kelimelerinin manaları değişirse namaz bozulur. Fakat "Med"
ve "Lin" denilen harflerde değişiklik aşırı
derecede olmazsa namaz bozulmaz. Aşırı derecede olursa namaz bozulur,
isterse mana değişmesin. (*)
(*) Harekesiz olan
Elif harfinin üstünde üstün olursa, Vav
harfinin üstünde ötre olursa, ye harfinin
harekesi esre olursa bu harfler birer med
harfleri olur. رَبَّنَا
مُؤْمِنُونَ مُسْلِمِينَ
kelimelerinde olduğu gibi. Vav
ve ye harflerinin evvelindeki harf üstün ve kendileri sakin olursa, bu
harflerden her biri bir "lîn" harfi olur. حَوْف
غَيْب
kelimelerinde olduğu gibi.