|
Cenazelerin Yıkanması
528- Cenazelerin bir an önce yıkanması, kefenlenip hazırlanması ve
kabirlerine konulması müstahabdır. Bunun için önce cenaze teneşir denilen
tahtadan bir sedir üzerine, ayakları kıbleye doğru olarak arka üzeri
yatırılır. Teneşirin çevresi güzel kokulu bir şeyle üç, beş veya yedi defa
tütsülenir. Göbeğinden dizleri altına kadar olan avret yerleri bir örtü ile
örtülüp elbiseleri tamamen çıkarılır.
529- Cenaze yıkayan erkek veya kadın yıkayıcı, farz olan yıkama görevini
yerine getirmeyi niyet etmeli ve Besmele ile başlamalıdır. Yıkama bitinceye
kadar da: "Gufraneke ya Rahman! = Ey Rahman olan Rabbim,
senin mağfiretini dilerim" demelidir.
Yıkayıcı eline bir bez alarak örtünün altından ölünün avret yerlerini
temizler. Sonra abdest aldırmaya başlayarak önce cenazenin yüzünü yıkar.
Ağzına ve burnuna su vermez. Yalnız dudaklarının içini ve dışlarını, burun
deliklerini, göbek çukurunu parmakla veya parmağına sardığı bezle mümkün
olduğu kadar siler. Ondan sonra elleri ile kollarını yıkar. Sahih olan
görüşe göre, başını da meshedip ayaklarını da geciktirmeksizin hemen yıkar.
Böylece abdest verilmiş olur.
Namazın ne olduğunu henüz anlamayacak bir yaşta olan çocuk ölünce, buna
böyle bir abdest verilmez.
530- Cenazenin abdest işi tamamlanınca, üzerine ılık ve tatlı su
dökülür. Saç ve sakalı taranmaksızın, varsa "hatmî" denilen güzel kokulu bir
ot ile yoksa sabun ile yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek önce sağ
tarafı bir defa yıkanır. Böylece sağ ve sol yanlan üçer defa yıkanır. Daha
fazla yıkanabilirse de israf olmamalıdır. Bundan sonra cenaze hafifçe
kaldırılır. Bu kaldırışta cenaze, yıkayıcının göğsüne veya eline ve dizine
dayandırılır. Sonra karnı hafifçe ovulur. Bir şey çıkarsa su ile yıkanıp
giderilir. Yeniden abdest ve vücudun tamamını yıkamaya gerek yoktur. Fakat
şişip dağılmak üzere bulunan bir ölünün üzerine yalnız su dökülerek
yetinilir. Ona abdest vermek ve üç defa yıkamak gerekmez.
531- Ölünün saçları ve tırnakları kesilmez. Sünnet olmamışsa, sünnet
edilmez. Cenaze yıkanırken pamuk kullanılmaz. Yıkandıktan sonra havlu ve
benzeri bir şeyle kurulanır. Ondan sonra kefen gömleği giydirilir ve geri
kalan kefenleri yayılır. Başına ve sakalına "hanut" denilen kâfur veya
benzeri güzel kokulu bir şey konur. Secde yerleri olan alın, burun, eller,
dizler ve ayaklara da kâfur konur.
532- Ölünün yıkanacağı yer kapalı olup yıkayıcı ve yardımcılarından
başkası onu görmemelidir. Bir ölüyü, ona en yakın olan kimse veya takva
sahibi güvenilir kimse yıkamalıdır. Bu yıkamak parasız olmalıdır. Çünkü bu
bir din görevidir. Öyle ki, yıkayıcı olarak bir kimseden başkası bulunmasa,
bunun yıkama ücreti alması caiz olmaz. Fakat başka yıkayabilenler varsa, o
zaman ücret alınabilir.
533- Erkek olan ölüyü erkek, kadın olan ölüyü de kadın yıkar. Bu
yıkayıcılar taharet üzere bulunmalıdırlar. Bunların cünüb, haiz, nifas
halinde olmaları ve yıkayıcının gayri müslim olması mekruhtur. Ancak
müslüman bir erkek hakkında gayri müslimden başka bir erkek ve müslüman bir
kadın hakkında gayri müslim bir kadından başka kadın bulunmadığı zaman
bunlar yıkayabilirler.
534- Bir kadın vefat eden kocasını yıkayabilir. Çünkü kadın, iddet
bekleyecektir. Bu iddet çıkmadıkça evlilik devam halinde sayılır. Fakat bir
erkek, ölmüş bulunan zevcesini yıkayamaz. Çünkü erkeğe iddet gerekmez.
Karısı ölünce, aralarındaki evlilik bağı kalkmış olur. Ancak onu yıkayacak
bir kadın bulunmazsa, koca zevcesine teyemmüm verir.
(Üç İmama göre, kocanında zevcesini yıkaması caizdir.)
535- Erkekler arasında ölmüş olan bir kadına mahremi varsa, bu mahremi
ona eli ile teyemmüm ettirir. Mahremi yoksa, yabancı bir erkek eline bir bez
alarak ve gözlerini kapayarak teyemmüm ettirir.
536- Su bulunmadığı zaman yine teyemmüm ile yetinilir. Bir cenaze için
teyemmüm yapılıp namazı kılındıktan sonra su bulunacak olsa, yeniden
yıkanır, namazı tekrar kılınıp kılınmayacağı hakkında İmam Ebû Yusuf'un iki
görüşü vardır.
537- Henüz büluğ çağına yaklaşmamış (müştehat olmayan) bir kız çocuğunu
erkek yıkayabildiği gibi, henüz mürahik (buluğ çağına ermemiş) bulunan bir
erkek çocuğunu da kadın yıkayabilir.
538- Cinsel organı kesilmiş veya yumurtaları (husyeleri) çıkarılmış
erkek ile organı tam erkekler arasında fark yoktur. Bu gibileri de erkekler
yıkar.
539- Suda boğulmuş olan bir müslüman, yıkamak niyeti ile üç defa suda
hareket ettirilerek yıkanır. Yalnız su içinde kalmış olması, hayattaki
müslümanları cenazeyi yıkama farzını yerine getirmekten kurtarmaz.
540- Bir müslümanın akrabası veya zevcesi olan bir gayri müslim öldüğü
zaman onun dindaşlarına verilir. Eğer bunlara verilmezse, sünnet üzere
olmaksızın yıkanır ve sarılarak gömülür, yukarda açıklandığı üzere
mü'minlere yapılan işlem buna yapılmaz.
541- Ölen bir müslümanın, gayri müslimden başka akrabasından bir velisi
bulunmasa, cenazesi gayri müslimlere verilmez. Çünkü bunun teçhiz ve tekfini
ile ilgili bütün görevler müslümanlar üzerine bir farz-ı kifayedir.
542- Ölü olarak düşen bir çocuk, bir bez parçasına sarılarak gömülür,
yıkanması gerekmez.
543- Erkek mi, kadın mı olduğu anlaşılmayan ve bu bakımdan kendisine
"hünsa-i müşkil" denilen kimse ölünce teyemmüm ettirilir, yıkanmaz.
Kefenlenme hususunda kadın sayılır.
544- Ölmüş olan bir müslümanın başı ile beraber vücudunun çoğu
bulunuyorsa yıkanır; kefenlenir ve namazı kılınır. Fakat başsız olarak
yalnız vücudun yarısı bulunsa veya gövdesinin çoğu kaybolmuş olsa yıkanmaz,
kefenlenmez ve üzerine namaz kılınmaz. Bir beze sarılarak gömülür.
545- Kefene sarıldıktan sonra ölüden çıkacak bir sıvı veya benzeri
şeyler artık yıkanmaz.
|