Mezhep değiştirmek:
Mezhep değiştirmeyi iki kısımda mutalea etmek lazımdır:
1. Kendi mezhebine göre fıkıh ilmini bilen alimin mezhep değiştirmesi
: eğer fakih olan alimin mezhep değiştirmesi dünyevi bir menfaate dayanıyorsa
haram haddine varacak kadar şiddetli şekilde mekruhtur. Çünkü yalnız dünyalık
için şer’i hükümler ile oynamak manasına gelir. Eğer mezhebini değiştirmesi
dini bir maslahat için olursa ve diğer mezhep onun yanında delillerinin açıklığı
ve kuvvetliği bakımından tercih olunuyor ve gerçeklere daha iyi ulaşacağını
düşünüyorsa bu durumda diğer mezhebe intikal onun için ya vacip veya caiz
olur.
Eğer fakih olan kişinin mezhep değiştirmesi dini ve dünyevi bir
maksattan uzak olup hiçbir gayeye dayanmazsa o zaman mezhep değiştirmesi
mekruh olup men’ olunur. Çünkü önce ki mezhebinin fıkhını elde etmiştir.
İkinci mezhebinin fıkhını elde edebilmesi için (uzun) zamana muhtaçtır.
Bu durumda mezheb değiştirmesi daha önce öğrendikleriyle amel
etmesinden onu meşgul eder. Halbuki o daha mühimdir. Bazı kere de ikinci
mezhebi öğrenmeden ömrü biter.[1]
Tatarhaniye’de zikredilmiştir ki Cürcani zamanında Hanefi
mezhebinden olan bir kimse muhaddislerden birinin kızını isteyip, o da
“ancak kendi mezhebini bırakıp, Şafi mezhebine geçersen kızımı sana
veririm.” Demiş. O kimse de bunu
kabul etmesi üzerine kızını ona vermiş. Bu mesele Ebu Bekir Cürcani’den
sorulduğunda başını eğip “Nikâh caizdir. Fakat o kimsenin ölürken
imansız gitmesinden korkarım. Çünkü o kimse kendine göre hak plan
mezhebini hafife alıp bir kadın için onu terk etmiştir.” diye cevap vermiştir.[2]
2. Ammînin (mezhebinin fıkhını bilmeyen kişi) mezhep değiştirmesi:
Ammi olan kişi dünya menfaati için mezhebini değiştirirse mekruhtur. Eğer
ammînin mezhep değiştirmesi dini bir gaye için olursa meselâ mensubu olduğu
mezhepten yeterli bilgiyi öğrenmemiş olup diğer mezhebi kolay bulup kısa
zamanda yeterli bilgiyi öğreneceğini umarsa veya mensubu bulunduğu mezhebi
kendisine öğretecek bir alim bulamazsa (yaşadığı memleketteki ulema diğer
mezhebe tabi ise) o zaman bu kişiye mezhebini değiştirmek kati olarak vacip
olup önceki mezhebinde devam etmesi haramdır. Çünkü bütün mezheplerden
cahil kalmaktansa hak mezheplerden hangisi olursa olsun bir mezhebe bağlanıp
onun fıkhını öğrenmek daha hayırlıdır. Fıkıh ilminden (farzı ayn olanı
bilmemek büyük kusurdur. Ve sahih
olan ibadetleride azalır.
Dini ve dünyevi bir maksada dayanmıyorsa amminin mezhep değiştirmesinde
beis yoktur. [3]
Çünkü zaten mezhebi yoktur. Yeni bir mezhebe girmiş olur. Lakin
intikal etmek istediği mezhebi öğrenebilme imkanına sahip olmalıdır. Tam
aksine o beldede önceki mezhebini öğrenmesi daha kolay ise o zaman mezhebini
değiştirmesi caiz olmaz. Nitekim
Dürrülmuhtar’da Kınye isimli kitabın kerahiyet bahsinden nakil ile “Ammi için bir mezhepten diğer
bir mezhebe intikal yoktur. İster Hanefi ister Şafii olsun” denilmiştir.[4]
Dürrülmuhtar’ın tazir bahsinde de “Hanefi mezhebinden Şafii ye
intikal eden tazir olunur” denilmekte ve yine aynı kitabın şehadet bahsinde
de “Ebu Hanife’nin mezhebinden Şafii mezhebine intikal edenin şehadeti
kabul olunmaz”[5]
denilmektedir. Reddülmuhtar’da da hafife alma yoluyla olursa şahitliği
kabul olunmaz diyor.ve sadece Hanefiden Şafii’ye intikal etmeye mahsus olmayıp
bir maksat olmadan mezhebini değiştiren herkese şamildir diyor.[6]