Yabancı kadınlar, yabancı erkeklerin dizlerinden göbeklerine kadar olan yerleri hariç diğer yerlerine şehvet duymazsa bakabilir. Efdal olan, genç erkek ve kadınların karşı cinslere karşı gözlerini yummasıdır. Bakma hususunda, erkekliğini kaybetmiş olanlar da aynıdır. Buraya kadar anlatılanlar, kadının el, ayak ve yüzüne bakmanın hükmüdür. Bu azalara dokunmak ve tutmak ise şehvet duymasa bile helâl olmaz. Şu iki fiilden (bakmak ve tutmak) hafif olanın (bakmak) mubah kılınması daha ağır olan diğerinin de  mubah olması demek değildir. Şu hüküm, her ikisinin de genç olması üzerine mebnidir. Eğer ikisi de şehvet duymayacak kadar yaşlı ise müsafaha yapmakta beis yoktur. Rasülullah (s.a.v.)’in yaşlı kadınlarla müsafaha yaptığı  rivayet olundu.[1] Kadın şehvet duymayacak kadar yaşlı olduğu zaman onunla müsafaha etmekte ve eline dokunmakta beis yoktur. Zahire’de de böyledir.  Aynı şekilde adam yaşlı olup hem kendisi hem kadın üzerine şehvetten emin olursa kadınla müsafaha yapmasında beis yoktur. Eğer kendisi veya müsafaha yapacağı kadın üzerine şehvetten emin olmazsa kaçınması lazımdır. Kadın yaşlı olduğu zaman İmam-ı Muhammed Hazretleri, erkeğin yaşlı olmasını şart kılmadan erkeğin o kadına dokunmasını mubah gördü. Lâkin dokunan kadın olursa, “İkisi de yaşlı olursa müsafaha da beis yoktur” dedi. Fetva anında düşün!  Muhît’de de böyledir.  Şehvet çağından çıkmış yaşlı kadınları elbisenin dışında kucaklamakta beis yoktur. Ancak elbisesi altını gösterecek kadar ince olursa caiz değildir. Gıyasiyye’de de böyledir. Nefsinden emin olunca,  kimsenin yaşlı kadınlarla  musafaha etmesinde beis olmayınca, onlarla sefere çıkmakta veya baş başa kalmakta da beis yoktur. Eğer nefsinden emin olmazsa caiz olmaz. Eşbah’da “Yabancı bir kadınla baş başa kalmak haramdır. Ancak kadın borçlu olup borcunu ödemekten bir harabeye kaçarsa o harabede onu bekleyebilir. Veya kadın çirkin bir ihtiyarsa veya aralarında perde varsa durabilir.” denilmiştir.[2] Kınye isimli kitapta “Acuze bir kadının mahremi olmayan bir erkekle sefere çıkamayacağı hususunda icma ettiler. Binaenaleyh genç ve yaşlı bir erkekle halvette de kalamazlar. Ancak kendisi gibi ihtiyarın elini sıkabilir.” dedi. Kınye’nin “Eğer onlarla mahrem yoksa” sözü ifade ediyor ki eğer yanlarında mahrem varsa halvet olmaz. Bundan anlaşılan halvet perde çekmek ile yanlarında mahrem veya güvenilir kadir bir kadının varlığıyla kalkar.[3]  Kadının elbisesi dar olup vücuduna yapışmakla ve ince olup altını göstermekle vücudunu vasf ederse, bakmak caiz olmayıp, erkeğin gözünü yumması lazım gelir. Çünkü bu durumdaki kadın Resülüllah (s.a.v.) efendimizin “Giyinmiş çıplaklar” buyurduklarındandır. Eğer elbisesi vücudunu vasf etmezse kadının elbisesine bakmakta bir beis yoktur. Çünkü onun bakışı kadının vücuduna olmayıp elbisesinedir.[4]  Mücteba isimli kitapta; “Yabancı bir kadının üst elbisesine şehvetle bakmak haramdır.” dedi. Buradaki illetin, zaruret olmaksızın helâl olmayan bir şeyden lezzet almak olması muhtemeldir. Nakş edilmiş resme bakmanın hükmünü göremedim, araştırılsın.[5]



[1] Bedayi   C.5  S.120-121 [2] Dürrülmuhtar [3] Reddülmuhtar  C.6  S.368  [4] Bedayi  C.5  S.123  [5] Dürrülmuhtar  -  Reddülmuhtar  C.6  S.372