Mescid, yol, dere ve nehir kenarlarına ağaç dikmek:
Bir kimse mescide ağaç dikerse o ağaç mescidin olur. Bir kimse rıbat üzerine vakfedilen araziye ağaç dikerse bakılır; Eğer diken, bu arzla rıbatı vakfeden olursa ağaç vakfın olur. Eğer veli olmazsa diktiği ağaç kendisinin olur. İstediği zaman kesebilir ve sökebilir. Umumi yol kenarlarına bir kimse ağaç dikerse, o ağaç dikenin olur. Umuma ait nehir veya göl kenarına ağaç dikerse o ağaç da dikenin olur. Zahiriye’de de böyledir. Şayet o ağacı kestikten sonra kökünden filiz çıkıp tekrar büyürse o da dikene aittir. Fethülkadir’de de böyledir. Bir adam arazîsini malûm cihete veya malûm kişilere vakf ettikten sonra o arza ağaç dikse eğer vakfın gelirinden dikerse veya kendi parasıyla dikip vakıf için diktiğini söylerse vakfın olur. Eğer kendi parasıyla dikip vakıf için diktiğini söylemezse kendisinin ve veresesinin olur. Vakıf olmaz. Fetavilkazihan’da da böyledir.[1] Böyle yol ve nehir kenarlarına ağaç dikmek yola ve nehre zarar vermiyorsa mubah olup mekruh değildir. Eğer insanlara zarar veriyorsa herhangi bir kişi onu sökebilir. Fakat evlâ olan meseleyi kadıya götürmektir.[2]