Başkasının
bahçesindeki meyveyi yemek:
Bir insan yaz gününde meyve bahçesinde yere düşmüş meyve görse; Eğer bu, şehirde olursa onu alıp yemesi caiz olmaz. Ancak sahibi açıkça veya adetin delâletiyle onu yiyene helâl etmişse o zaman yiyebilir. Eğer bu meyve ceviz gibi dayanıklı bir meyve olup avlu içinde olursa sahibinin helâl ettiğini bilmeden alıp yiyemez. Bazıları, “Açık olarak veya âdeten yasak edildiğini bilmedikçe yiyebilir” dedi. Muhtar olanda budur. Eğer bu meyve köylerde olursa ve ceviz gibi dayanıklı olursa, sahibinin yiyene helâl ettiğini bilmedikçe yiyemez. Eğer yere düşen meyve hemen çürüyen cinsten olup dayanıklı olmazsa ve sahibinin açık yasağını bilmiyorsa alması hilafsız caiz olur. Bu anlatılanlar meyve ağacın altına düştüğü zaman geçerlidir. Fakat meyve ağacın üzerinde ise nerede olursa olsun sahibinin izni olmadan almamak efdal ve uygun olur. Ancak o yerde meyve çok bol olur âdeten herkes yiyor ve kimsenin yasaklamadığı biliniyorsa yemek için bir tane alabilir. Fakat toplayıp götürmek asla caiz olmaz. Muhît isimli kitapta da böyledir.[1] (Meyvenin dalları komşunun bahçesine uzansa, komşu için hüküm yine böyledir.) Nehre düşmüş elma veya armudu alıp yese caiz olur. Bir ceviz bulur sonra bir daha bulur, sonra bir daha derken on taneye ulaşır veya kıymet ifade eden bir hadde ulaşırsa, eğer bir yerde bulursa lukata[2] hükmünde olur. Eğer değişik yerlerde bulursa onu alıp yemesi helâl olur. Tıpkı değer taşıyacak kadar ayrı-ayrı yerlerden çekirdek toplayanın yaptığı işin kendisine helâl olması gibi.[3]
[1] Fetavilhindiye C.2 S.290 (Bu tafsil onların zamanına uygun olabilir. Çünkü o zaman köylerden şehre nakil vasıtaları yoktu. Halbuki şu an şu meyveler için vasıtalar olması sebebiyle yüksek fiyat vardır. Parasız hiçbir şey kalmadı. İster dayanıklı meyve olsun ister dayanıksız olsun. Böyle olunca izinsiz alıp yemek caiz olmaz. Hediyetülalâiye S. 228 3 nolu dipnot)
[2] Lukata: Bulunan kaybedilmiş mal demektir.
[3] Hediyetülalâiye S.228 - Fetavilhihdiye S. 228