Kadın ve erkekte bakılması ve dokunulması caiz olan ve olmayan yerler:

            Bakmak ve dokunmak meselesi dört kısımdır:

            1: Erkeğin erkeğe bakması

            2: Kadının kadına bakması

            3: Kadının erkeğe bakması

            4: Erkeğin kadına bakması

           Erkeğin erkeğe bakması: Erkeğin avreti (bakılması caiz olmayan yeri) göbek deliğinden dizlerinin altına kadar olan yerlerdir. Dizler avret olup göbek deliği avret değildir. Erkek, erkeğin avreti hariç her yerine bakabilir. Dizlerde avret hükmü uyluktakinden hafiftir. Dizlerini açarsa açmaması söylenir. Uyluğunu açarsa azarlanır. Avreti galizasını açar ve ısrar ederse dövülür.

            Kadının erkeğe bakması ve Kadının kadına bakması: Aynen erkeğin erkeğe bakması gibidir. Yani göbeğinden dizinin altına kadar olan yeri hariç her yerine bakabilir. Ancak şehvetten emin olmazsa bakması helâl olmaz.[1]

Erkeğin kadına bakmasının hükmünde yedi kısım vardır:

            1-Erkeğin nikâhı altında bulunan hanımı: Erkeğin, nikâhlı  hanımının başından ayağına kadar   her yerine bakması ve dokunması  helâldir. Aynı şekilde hanımı da, erkeğin her yerine bakabilir. Çünkü bakmanın ve dokunmanın fevkinde  olan cimanın helâl olduğu yerde bakmak ve dokunmak elbette helâl olur.[2]  Beş zira veya on zira büyüklüğünde ki küçük odada cima için zevce ve zevcin soyunmalarında beis yoktur.[3]  Hayız (aybaşı) ve nifas (lohusalık) halinde cima helâl olmaz. Bu halde erkeğin cima yapmaksızın hanımının tenasül uzvunun gayrı yerlerine bakıp dokunmasının helâl olup olmamasında ihtilâf olundu. İmâm-ı Âzam Ebu Hanife ile Ebu Yusuf “Ancak izar  üzerinden dokunmak  helâl olur” dediler.[4] İmâm-ı Muhammed ise “Avreti galizasının haricine bakar ve dokunabilir” dedi. Meşayih İmâm-ı Âzam ile İmâm-ı Ebu Yusuf’un elbise üzerinden dokunabilir” sözünün izahında ihtilâf ettiler. Bazısı “Bundan murat, göbeğinden dizine kadar olan yeridir, ancak elbise üzerinden dokunabilir. Diğer yerlerine çıplak olarak bakabilir ve dokunabilir” dediler.[5]  Bazıları ise “Bundan murat, göbeğinden üst tarafıdır” dediler.[6] Adam bu haldeki hanımıyla helâl olduğuna inanarak cima  yaparsa kafir olur. Eğer haram olduğuna inanarak yaparsa büyük günah işlemiş olup tövbe etmesi lazım olur. Ayrıca bir veya yarım dinar sadaka vermesi müstehap  olur.[7]

2-Kişinin sahip ve malik olduğu cariyesidir: Başkasıyla nikahlı olmadığı müddetçe bunların hükmü nikahlı olduğu hanımının

hükmüdür.

3-Başkalarının cariyesi: Dizlerinden göğüslerine kadar olan yerleri hariç diğer yerlerine bakabilir. Eğer nefsi üzerine şehvetten

emin olursa  dokunmasında da beis yoktur. Eğer satın almak isterse şehvetten emin olmasa da dokunmasında beis yoktur.

4-Zatı rahmi mahrem denilen nikahlanması kendisine haram olan yakın akrabası: Erkek bu kadınların dizinden göğüslerine kadar olan  yerleri hariç baş, kulak, göğüs, memeleri, dizlerine kadar baldırlarına ve kollarına bakabilir. Çünkü Kur’anı Kerim de “Görünen kısımları hariç mümine kadınlar ziynetlerini göstermesinler, baş örtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları,  kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, ellerinin altında bulunanlar (köleleri),  erkeklerden erkeklikleri kesilmiş  hizmetçi ve benzeri tabi kimseler ve henüz erkek ve kadın hususiyetlerinden habersiz sabi çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler.” buyruldu.[8] Burada ziynetten murad  ziynetin kendisi olmayıp bulunduğu yerlerdir. Erkek, yakın akrabası olan bu kadınlardan bakması helâl olan yerlerine hacet anında dokunabilir ve tutabilir. Bu kadınlarda, erkeğin  avretinin gayrı yerine dokunabilir. Ancak bu kadınlara bakmanın ve dokunmanın helâl olması, beyan olunduğu gibi şehvet olmadığı zamandır. Eğer şehvet duyarsa veya baktığı ve dokunduğu zaman şehvet duyacağına zannı galibi varsa o zaman bakmak ve dokunmak haram olur. İsterse annesi olsun. Çünkü bu durumda harama düşmesinden korkulur. Şehvet korkusu olmadığı zaman erkeğin bu kadınlar ile bir yerde baş başa kalmasında ve bunlar ile sefere gitmesinde beis yoktur.

5-Akrabası olmadığı halde nikahlanması haram olan kadınlar: Bunlar, kayın valide, gelin, üvey ana, üvey kız, süt ana, süt kız kardeşler ve süt kızı gibi kadınlar olup bunlara bakmak dokunmak hususundaki  hükmü bir önceki kısımda beyan olunan nikahlanması haram  olan yakın akraba kadınlar gibidir.[9] Lakin bu kısımdaki kadınlara karşı daha dikkatli ve ihtiyatlı olmalıdır. Bir erkeğin mahremi olan bir kadınla bir yerde baş başa kalması mubahtır ancak süt kız kardeşi ile genç kayın valide bundan müstesnadır yani onlarla halvet caiz değildir.[10]  

6- Yabancı hür kadınlar: Bu kadınların yüzleri bileklerinden aşağı elleri Hasenin Ebu Hanife’den rivayetinde topuklarından aşağı ayaklar[11] hariç diğer yerlerine bakmak haramdır. Çünkü hür kadının yabancı erkeklere karşı yüzü, elleri ve ayakları hariç her yeri avrettir. Ellerin dışında ihtilâf olundu.    Esah olan içinin de dışının da avret olmamasıdır. Her ne kadar Zahirürrivaye’ye muhalif ise de.[12]   İmam-ı Azam’dan, kadının kollarının dirseklerine kadar avret olmaması rivayet edildi. Fakat Zahiruriveye’de avrettir.[13] Kadın yabancılara karşı bu sayılan azasını açabilir.  Ancak yabancı erkeğin bu sayılan yerlere  bakması şehvet olmadığı zaman helâl olur. Eğer şehvetle bakarsa eline veya yüzüne de baksa haram olur. Çünkü   Resülüllah  (s.a.v.) efendimiz “Gözler de zina eder” buyurmuştur. Gözlerin zinası şehvetle bakmaktır. Çünkü  şehvetle kadına bakmak haram olan zinaya düşmenin sebebidir. Böyle olunca zaruret halinin dışında şehvetle bakmak haramdır. Hakimin, hakkında hüküm vereceği kadının yüzüne bakması gibi ki, şehvet duysa da bakar. Aynı şekilde evlenmek istediği kadının yüzüne de bakar. Zina edenleri gören, şahitlik yapmak için bakabilir.

Yabancı kadınlar, yabancı erkeklerin dizlerinden göbeklerine kadar olan yerleri hariç diğer yerlerine şehvet duymazsa bakabilir. Efdal olan, genç erkek ve kadınların karşı cinslere karşı gözlerini yummasıdır. Bakma hususunda, erkekliğini kaybetmiş olanlar da aynıdır. Buraya kadar anlatılanlar, kadının el, ayak ve yüzüne bakmanın hükmüdür. Bu azalara dokunmak ve tutmak ise şehvet duymasa bile helâl olmaz. Şu iki fiilden (bakmak ve tutmak) hafif olanın (bakmak) mubah kılınması daha ağır olan diğerinin de  mubah olması demek değildir. Şu hüküm, her ikisinin de genç olması üzerine mebnidir. Eğer ikisi de şehvet duymayacak kadar yaşlı ise müsafaha yapmakta beis yoktur. Rasülullah (s.a.v.)’in yaşlı kadınlarla müsafaha yaptığı  rivayet olundu.[14] Kadın şehvet duymayacak kadar yaşlı olduğu zaman onunla müsafaha etmekte ve eline dokunmakta beis yoktur. Zahire’de de böyledir.  Aynı şekilde adam yaşlı olup hem kendisi hem kadın üzerine şehvetten emin olursa kadınla müsafaha yapmasında beis yoktur. Eğer kendisi veya müsafaha yapacağı kadın üzerine şehvetten emin olmazsa kaçınması lazımdır. Kadın yaşlı olduğu zaman İmam-ı Muhammed Hazretleri, erkeğin yaşlı olmasını şart kılmadan erkeğin o kadına dokunmasını mubah gördü. Lâkin dokunan kadın olursa, “İkisi de yaşlı olursa müsafaha da beis yoktur” dedi. Fetva anında düşün!  Muhît’de de böyledir.  Şehvet çağından çıkmış yaşlı kadınları elbisenin dışında kucaklamakta beis yoktur. Ancak elbisesi altını gösterecek kadar ince olursa caiz değildir. Gıyasiyye’de de böyledir. Nefsinden emin olunca,  kimsenin yaşlı kadınlarla  musafaha etmesinde beis olmayınca, onlarla sefere çıkmakta veya baş başa kalmakta da beis yoktur. Eğer nefsinden emin olmazsa caiz olmaz. Eşbah’da “Yabancı bir kadınla baş başa kalmak haramdır. Ancak kadın borçlu olup borcunu ödemekten bir harabeye kaçarsa o harabede onu bekleyebilir. Veya kadın çirkin bir ihtiyarsa veya aralarında perde varsa durabilir.” denilmiştir.[15] Kınye isimli kitapta “Acuze bir kadının mahremi olmayan bir erkekle sefere çıkamayacağı hususunda icma ettiler. Binaenaleyh genç ve yaşlı bir erkekle halvette de kalamazlar. Ancak kendisi gibi ihtiyarın elini sıkabilir.” dedi. Kınye’nin “Eğer onlarla mahrem yoksa” sözü ifade ediyor ki eğer yanlarında mahrem varsa halvet olmaz. Bundan anlaşılan halvet perde çekmek ile yanlarında mahrem veya güvenilir kadir bir kadının varlığıyla kalkar.[16]  Kadının elbisesi dar olup vücuduna yapışmakla ve ince olup altını göstermekle vücudunu vasf ederse, bakmak caiz olmayıp, erkeğin gözünü yumması lazım gelir. Çünkü bu durumdaki kadın Resülüllah (s.a.v.) efendimizin “Giyinmiş çıplaklar” buyurduklarındandır. Eğer elbisesi vücudunu vasf etmezse kadının elbisesine bakmakta bir beis yoktur. Çünkü onun bakışı kadının vücuduna olmayıp elbisesinedir.[17]  Mücteba isimli kitapta; “Yabancı bir kadının üst elbisesine şehvetle bakmak haramdır.” dedi. Buradaki illetin, zaruret olmaksızın helâl olmayan bir şeyden lezzet almak olması muhtemeldir. Nakş edilmiş resme bakmanın hükmünü göremedim, araştırılsın.[18]

İmâm-ı Ebu Yusuf’tan rivayet edildi ki “Kadın çamaşır yıkarken veya yemek pişirirken kollarını dirseğine kadar açabilir. Şehvet olmadan bir erkeğin kadının açılmış koluna bakması mubah olur.”[19] Bu anlatılanlarda kâfir kadın Müslüman kadın hükmündedir. Ancak kâfir kadının saçına bakmakta beis yoktur diye rivayet olundu. Gıyasiyye’de de böyledir. Müslüman kadın kâfir ve fasık kadınlarının yanında açılmaz, erkekten korunduğu gibi korunur. Çünkü o kadınlar onun vücudunu başka erkeklere anlatırlar. Siracülvehhac’da da böyledir.[20] Köle, seyyidesi olan kadına bakmakta yabancı gibidir.



[1] Dürer C.1 S.313  [2] Bedayi   C.5  S.119  [3] Fetavilhindiye  C.5   S.328  [4] İzar:Belden aşağı giyilen şey. 

[5] Cevhere, Fethülkadir, Fetvilhindiye, Nurulizah ve Dürrülmuhtar’da hilâf zikretmeksizin “Göbeği ile dizi arası zevcine haram olur” dedi. Fethülkadir’de “tahtelizar’dan murad budur” dedi. Dürer’de tefsir etmeksizin “elbise altından menfaatlenmesi haram olur” dedi 

[6] Bedayi  C.5  S.120

[7]Hayzın evvelinde olursa bir dinar, orta veya sonunda olursa yarım dinar sadaka verir. (Cevhere  C.5  S.38 - Fethülkadir   C.1  S.166)

[8] Nur suresi  âyet: 31  [9] Dürrülmuhtar  C.5  S.120 -121  [10] Dürrülmuhtar C.6 S.

[11] Ayakların altının avret olup olmamasında ihtilaf olup esah ve mutemed olan ayaklarının altınında üstününde avret olmamasıdır.

[12] Dürer  C.1   S59 - Tahtavi    S.159  [13] Merakılfelâh  [14] Bedayi   C.5  S.120-121   [15] Dürrülmuhtar

[16] Reddülmuhtar  C.6  S.368  [17] Bedayi  C.5  S.123  [18] Dürrülmuhtar  -  Reddülmuhtar  C.6  S.372

[19] Meselâ bir erkek çamaşır yıkamak veya yemek yapmak için bir kadın kiralasa kolunu açabilir denildi. (Hediyyetülalaiye  S.244)

[20] Fetavilhindiye  C.5  S.327-329