Muamelatta bir kişinin sözü kabul olunur. İster kadın, ister köle, isterse fasık veya kafir olsun. Mesela; “Ben bu eti Müslüman kasaptan veya kitabiden satın aldım” dese helâl olur. “Mecusi’den satın aldım” dese haram olur. Diyanet hususunda kafirin sözü kabul olunmaz. Zahirurrivaye de, diyanette mestur (adil olup olmadığı bilinmeyen) kişinin sözü kabul olunmaz. Sahih olan budur. Kâfi’de de böyledir. Sultanın münâdisi fâsık dahi olsa sözü kabul olunur. Abdest almak istediği suda necaset olduğunu adil olan hür erkek veya köle, hür kadın veya cariye haber verse o su ile abdest almaz. Eğer bu adam fasık veya mestur olup, kendi görüşü de, bunun söylediği doğrudur şeklinde ise teyemmüm eder abdest almaz. O suyu döküpte teyemmüm ederse daha ihtiyatlı olur. Eğer kendi görüşü, bunun söylediği yalandır şeklinde olursa, o zaman onun sözüne iltifat etmez, o su ile abdest alır. Bu abdest yeterli olur. Ayrıca teyemmüm etmesi gerekmez. Eğer teyemmüm ederse daha ihtiyatlı olur. Muhît’te de böyledir. [1]