Mekruh
iki kısımdır:
1-Tahrimen mekruh: Şari’ teâlâ’nın zanni delil ile kat’i olarak terk edilmesini istediği şeydir. Eğer delil kat’i olsaydı haram olurdu
2-Tenzihen mekruh: Şari’
tealâ’nın kat’i olmaksızın
terk edilmesini istediği şeydir. Kat’i
olmaksızın terkini istemek; yapılmaması yapılmasından evlâdır demektir.
Tahrimen mekruh İmâm-ı Azam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf indinde kat’i delil ile yasaklanmış olmadığından haram değil fakat helâlden daha çok harama yakın olan şeydir. Farza nispetle vâcip ne ise harama nisbetle tahrimen mekruh ta öyledir. Bunu işleyen haram işlemiş gibi günahkar olur. Ancak inkar eden kafir olmaz.
Tenzihen mekruh ise üç imâmımızın ittifakı ile helâle daha yakındır.[1] Yani evlânın hilafıdır. Tenzihen mekruh olan bir şeye mutlak olarak caiz denir. Lâkin tahrimen mekruha caiz denmez. Çünkü o memnudur.[2] İmâm-ı Muhammed indinde tahrimen mekruh haram demektir. Yani azap cihetinden haram gibidir. İmâm-ı Muhammed indinde bidatte tahrimen mekruh ile aynıdır. [3] Hazr ve ibahe bahsinde mutlak olarak zikredilen mekruh tahrimen mekruhtur. Çünkü mubahın mukabili olan mekruh tahrimi olur.[4]