Evini kilise için vermek
Köylerde evini kilise havra olarak kullanılmak üzere veya şarap satılmak üzere kiraya vermek İmâm-ı Azam indinde mekruh olmaz. Çünkü icare evin menfaati üzerinedir. Bunda günah yoktur. Günah kiracıya aittir. İmâm-ı Ebu Yusuf ve Muhammed indinde ise mekruhtur. Çünkü bu masiyete yardım etmektir. Eimme-i Selâse de bunu söyledi. İmâm-ı Azam’ın sözü ehlinin ekserisi zimmi olan Küfe köylerine aittir. Fakat bizim köylerimizde İslam galip ve zahirdir. Binaenaleyh caiz olmaz. Şehirde evini kilise havra yapmak için veya şarap satmak için kiraya vermek icmaen caiz değildir. Halkının ekserisi Müslüman olan köylerde böyledir. Zimmiye parasıyla şarap taşımak İmâm-ı Azam’a göre mekruh değil kazandığı temizdir. İmameyne göre ise mekruhtur. Çünkü masiyete yardımdır. Zimmiye şarap taşımak için hayvanı ve arabasını kiralamakta böyledir. Domuz çobanlığıda böyledir. Hıristiyanlara zünnar satmakta, Yahudilere ve Mecusîlere takkelerini satmakta beis yoktur.[1] Şarap yapan kimseye üzüm şırası satmakta beis yoktur. Çünkü masıyet, üzüm şırasının aynıyla kaim olmaz. Değişip şarap olduktan sonra onu kullanmak haram olur. Fitne zamanında ehli fitneye silah satmak bunun hilafına olup tahrimen mekruhtur. Çünkü o zaman masiyet silahın kendisiyle kaim olur.[2] Bir ayakkabıcıdan Mecusîlerin veya fasıkların giydiği mest gibi mest yapmasını isterse veya bir terziden fasıkların giydiği elbise gibi elbise dikmesini isterse o ayakkabıcı ile terzinin bu istenilenleri yapması mekruh olur. [3] Balık avcısının kazancı mubah, sattığı balığın parası helâl olur. [4]
Kafirde olan alacağını o kafirin şarap satmaktan aldığı paradan alabilir. Çünkü kafirin şarap satması sahihtir. Fakat Müslüman borcunu şarap parasından ödeyemez çünkü bu satış batıldır. Bu durumda müslümanın içki satışından aldığı para içkiyi satın alanın mülkünde kalmış olur. Ancak şarabı bir zimmiyi vekil ederek sattırırsa İmâm-ı Azam indinde o paradan borç ödenir.
İmameyn buna muhaliftir. Bir Müslüman ölür ve şarap satmaktan kazandığı parayı terike olarak bırakırsa verese için helâl olmaz Meşayıhımızdan bazısı “Şarkıcının kazancı gasp edilen mal gibidir ondan almak helâl olmaz” dediler. Fakat Hindiye’de Müntekâdan naklen İmâm-ı Muhammed’in “Şarkıcı ağıt yakıcı ve çalgıcı şartsız alır ve verende kendi rızasıyla verirse helâldir” dediği ifade edildi. Tatarhaniye’de “Dilencinin biriktirdiği mal pis ve haramdır” dedi.[5] İnsan pisliğini satmak mekruhtur. Ancak toprakla karıştırılıp toprak galip olursa caizdir. Tezek (hayvan pisliği) satmak caiz olup, mekruh değildir. İmâm-ı Şafii i buna muhaliftir