Ehline haram yediren ve varislerine haram mal bırakan adam:
Bir adam hanımına aslı temiz ve helâl olmayan maldan yiyecek ve giyecek getirse o kadının bu yiyeceği yemesi ve o giyeceği giymesi caiz olur. Bunun günahı zevci üzerine olur. Fetavilkazihan’da da böyledir. Lakin adamın getirdiği yiyecek ve elbisenin kendisi haram olursa, mesela; adam onu gasp edip veya çalıp getirmişse, kadın bunu bildiği halde yiyemez.[1]
Kazancı haram olan adam ölünce, varisleri için evlâ olan o malı asıl sahiplerine vermektir. Eğer asıl sahibini bilmiyorlarsa tasadduk ederler. Babasının haramdan kazandığını bilip muayyen olarak hangi malın haram olduğunu bilmiyorsa şer’i şerifte o mal ölen kişinin oğluna helâl olur. Lâkin vera ve takva o malı babasının hasımları (hak sahipleri) namına tasadduk etmektir.
Şüphe ettiği malı olan kişi bunu babasına veya oğluna tasadduk etse kafi gelir. Yabancıya tasadduk etmesi lazım gelmez.[2] Haram para ile alınan yiyecek ve giyecek haram olan malın aynı değildir bu sebeple yenilebilir, giyilebilir. Lakin haram malı miras bırakmak böyle değildir. Çünkü o malın aynı haramdır. Her ne kadar kabz edip malına karıştırmakla ona malik olsa da bedelini ödemeden kendisi veya varisleri için o malı tasarruf caiz değildir.[3]
Muamelatta bir kişinin sözü kabul olunur. İster kadın, ister köle, isterse fasık veya kafir olsun. Mesela; “Ben bu eti Müslüman kasaptan veya kitabiden satın aldım” dese helâl olur. “Mecusi’den satın aldım” dese haram olur. Diyanet hususunda kafirin sözü kabul olunmaz. Zahirurrivaye de, diyanette mestur (adil olup olmadığı bilinmeyen) kişinin sözü kabul olunmaz. Sahih olan budur. Kâfi’de de böyledir. Sultanın münâdisi fâsık dahi olsa sözü kabul olunur. Abdest almak istediği suda necaset olduğunu adil olan hür erkek veya köle, hür kadın veya cariye haber verse o su ile abdest almaz. Eğer bu adam fasık veya mestur olup, kendi görüşü de, bunun söylediği doğrudur şeklinde ise teyemmüm eder abdest almaz. O suyu döküpte teyemmüm ederse daha ihtiyatlı olur. Eğer kendi görüşü, bunun söylediği yalandır şeklinde olursa, o zaman onun sözüne iltifat etmez, o su ile abdest alır. Bu abdest yeterli olur. Ayrıca teyemmüm etmesi gerekmez. Eğer teyemmüm ederse daha ihtiyatlı olur. Muhît’te de böyledir. [4]
[1] Fetavilhindiye C.5 S.385 - Reddülmuhtar C.6 S.386
[2] Fetavilhindiye C.5 S.349
[3] Reddülmuhtar C.6 S.386
[4] Fetavilhindiye C.5 S.307