NAMAZI VAKTİNDE KILMAK

 İslamın  zaman   anlayışında  bütün  vakitler aynı değerde  değildir. Mesela  asrı  sadet  denilen  Efendimizin   hayatıyla    dünyamızı Şereflendirdikleri  yıllar   dünyanın  ömrü içerisinde   en  değerli  en  şerefli  devri  teşkil eder, bunu  sahabenin berhayat   olduğu   yıllar sonra  tabiin  denen  Hz. Kuran’ın ve hadisi şeriflerin  övgülerine  mazhar  olan  mümtaz  kişilerin  yaşadıkları  zaman  dilimi  takip  eder.

Yıl  içerisinde  ramazan  ayı  Ramazan  içerisinde  Kadir  gecesi,   hafta  içerisinde  Cuma günü,  Cuma  gününde  icabet  saati  bir  gün içerisinde  seher  vakti  ve  namaz   vakitleri Namaz  vakitlerinin  ilk  anları  kıymetli vakitlerdir. Bu  vakitlerde, dualar  icabet görür. Tevbeler  kabul  edilir. Namaz,  bedeni  vazifelerin  en mükemmeli  ve İslam’ın  lazımı  gayri  mufarığıdır. Ateşten hararati  buzdan   soğukluğu   ayırmak   nasıl mümkün  değilse namazsız müslüman  düşünülemez., Gündüzün  olması  için güneşin  doğması  nasıl  şart    ise  olgun  bir  müslüman  olabilmek  içinde  herşeyine  riayet  ederek namazın  edası  şarttır. Hatta  en  güzeli  vaktinde kılınmasıdır. Efendimize  hangi  amel  faziletlidir   diye sual  edidiğinde   efendimiz  vaktinde  kılınan namaz  buyurmrştur. Çünkü  ilk  vaktinde kılınan  namazda  Allahın   rızası  vardır. Tehir  edildikçe  sonraya  bırakıldıkça  sevap ve  mükafatından  eksilme  olacaktır. Abdülmelik Bin  Ebi  Mahzure  Efendimizin Şöyle  buyurduğunu  rivayet  etmiştir. Namazı ilk  vaktinde  kımak,  Allahın rızasını orat vaktinde kılmak rahmetini kazandırır, son  vaktinde   kılmak  affı  ilahiyeyi kazandırır. Yani  son  vaktinde  kılanın  üzerinden  Namaz  borcu  düşer  fakat  Allahın  rızasından Ve  rahmetinden  mahrum  olur. O  sebeple  en mühım  işte  olsa  namazı  ilk  vaktinde  kılmaya gayret  etmelidir. Biraz  sonra  kılarım  demek meşru  bir  sebep  yoksa  nefis  ve  şeytandandır. Zira  bunları  vazifesi  müminin  ibadetine mani  olmak,  mani  olamassa  tehir   ettirip sevabını  azaltmaktır.  

Hadisi  şerifede  dini  vazifenin  geciktirmek,  şeytanın  bir  nişanıdır. Onu  mümin  kalbine   atar Diğer  hadisi  şerifede: İşini sonraya bırakan helak oldu buyurmuştur.

Cenabı Hak ile kul arasında buluşma ve kulun huzurullha çıkıp kulluğunu arz etmesi demek olan namazı, en düzgün şekilde tadili erkana riayetle huşu içerisinde ve vaktinde kılmak icap eder.

Hadisi şerifte: “Namazın ilk vaktinin son vakte olan üstünlüğü ahiretin dünyaya olan üstünlüğü gibidir” buyuruluyor. Diğer bir mübarek sözünde Hz. Ali’ye; “Ey Ali, üç şey vardır.Sakın onları geçiktirme:       

 -Vakti girince namazı hemen kıl.

 -Hazır olan cenazeyi, hemeen defnet.

 -Kendisine denk birini bulduğun bekar kadın, hemeen  evlendir.

  Peygamberi ızam hazeratı ve evliyaullah hazeratı buna çok dikkat etmişler. Namaz vakti geldiğinde adeta kendilerinden geçip sararıp solmuşlardır.

Aişe’i sıddık Validemiz: Resülullah bizimle konuşur, gülerdi. Fakat namaz vakti gelince, sanki ne o bizi tanır ve nede biz onu tanırdık buyurmuştur.

Imam-ı Rabbani Hazretleri: Vaktinde eda edilen bir farz, bin yıl nafile ibadetin edasından efdaldir. Mümin bilhassa namaz, oruç ve zekat gibi farzları geciktirmeden eda etmeli, ben namaz vakitleini kıl payı geciktirmem buyurmuştur

Namazı ilk vaktinde kılmanın Allah’ın rızasına sebep olduğu belirtilmiştir. Çünki Allah’a ibadette acele etme, koşma vardır. Kul böylece ilahi davetin ehemmiyetini kavradığını ifade etmiş olmaktadır. Son vaktinde kılmada, vaktin dışına çıkma veya en azından kerahet vaktine girme ihtimali vardır. Bu ise bir kusurdur.

Hadisi Şerifte: “Miracta bazı erkek ve kadınlar gördüm, kırbaçlar ile başlarına vuruluyordu Ve kendimize yazık ettik diyorlardı. Sordum Cebrail'e? Buyurdu ki: Bunlar namazlarını vaktinde kılmayanlardır.

Şu halde, dinimiz namaz kılmayı en üstün ibadet kabul etmiş olmakla beraber, bazı zamanlarda da ibadeti yasaklamıştır.

Öyle ise, namazın makbul olması için konan şartlardan biri zamanla, vakitle ilgilidir. Bazı zamanlarda namaz kılmak emredilmiş, bazılarında, kılmamak emredilmiştir. Şu halde bu yasak olan saatte kılınan namaz bir itaatsizliktir. İşte namazın yasaklandığı bu vakitlere kerahet vakitleri diyoruz. Hayatımıza plan ve program, zamanlı iş yapma şuuru vermek içn bu şartlar konmuştur. Üç vakit vardır ki; bu vakitlerde namaz kılınmaz;

 1-Güneş doğduktan sonra İmamı Azama göre 48 dakika içinde.

 2-Güneş  tam  zeval  vaktinde   iken   yani  öğle  namazından    evvelki   15-20    dakika  içinde

3-Güneş  batarken,   yani  akşam   namazından  evvelki  45   dakika  içinde. Bu  vakitte  ancak  o  günün  ikindin  namazının  farzı  kılınabilir. 

Bu   üç  vakite;   kazaya  kalmış   farz  namazlar,  vacip  namazlar   kılınmaz. Önceden  okunmuş   secde  ayetinden  dolayı  tilavet  secdesi  yapılmaz. Aksi  takdirde  iadeleri  lazım  gelir  bu  3   vakitte   nafile   namazda  kılınmaz.,  kılındığı  zaman  iadesi  lazım  gelmez  bu  vakitlerde  Kuran  okunur  zikir  yapılabilir. Sabah  namazı  vakti  girdikten  sonra  Güneş  doğana  kadar ,  ikindin  namazı  kılındıktan   sonra  güneş  batana  kadar   nafile  namaz  kılmak  mekruhdur.

Rabbimizin  rızasını    arayan   bir   mümin   namaz  ve   oruç  gibi  dini  vazifeleri   zamanında   ve  vaktinde  yerine  getirmelidir. Ne varki, her hususta olduğu gibi bu  mevzudada acizliğimizin, kusur ve  taksilatımızın şuuru  ve idrakı içinde  olarak iman, ibadet  ve  bilhassa   namazlarımızın suri   ve  şekli   olmakdan   çıkıp imanı hakiki   mertebesine yükselmesine gayret göstermeliyiz. 

GERİ