ORUCUN HİKMETLERİ
Muhterem Müslümanlar!
İslâm'ın temel esaslarından birisi de, Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç,
erginlik çağına ermiş bulunan akıllı her Müslümana farz olan bir ibadettir.Yüce
Kitabımız Kuran-ı Kerimde: Ey iman edenler! Sakınasınız diye sizden öncekilere
farz kılındığı gibi oruç, size de farz kılındı[1] buyurulmaktadır.
Aziz Müminler!
Orucun farz kılınmasında, insanî, ahlâkî, içtimaî, ruhî ve sıhhî pek çok hikmeti
vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): Oruç, kötülüklere ve cehenneme karşı bir
kalkan ve bir siperdir[2] buyurmuştur.
İnsan, oruç sayesinde, nefsine ve nefsinin kötü arzularına hakim olma iradesini
güçlendirir. Böylece kötü istek ve arzulardan uzak durması, günah işlemekten
sakınması daha kolay olur. Peygamberimiz (s.a.v.) Oruçlu bir kimse yalan
konuşmayı ve yalancılıkla iş yapmayı terk etmedikçe Allah, o kişinin aç ve susuz
kalmasına bir değer vermez[3] buyurmuştur.
Muhterem Müslümanlar!
Oruç, nefsi terbiye eder ve iradeyi güçlendirir. Bu sayede, insan daha sabırlı
ve tahammüllü olur. Peygamber Efendimiz, bir Hadis-i Şeriflerinde, Her şeyin bir
zekâtı vardır. Vücudun zekâtı da oruç tutmaktır. Oruç, sabrın yarısıdır[4]
buyurmuşlardır.
Oruç, sağlık açısından da önemlidir. Çok yemek vücudu yormakta ve bir çok
hastalıklara sebep olmaktadır. Bu bakımdan doktorlar, hastaların çoğuna perhiz
tavsiye etmektedirler. Oruç ise, vücudu ve özellikle sindirim sistemini büyük
ölçüde dinlendirmektedir. Nitekim bir hadiste,Oruç tutunuz ki sıhhat
bulasınız[5]5 buyurulmuş ve orucun insana ne kadar faydalı olduğu ortaya
konulmuştur. Tıp ilerledikçe, orucun vücut için ne kadar yararlı olduğu daha iyi
anlaşılacaktır.
Aziz Müslümanlar!
Oruç; kalpte incelik, vicdanda duyarlılık meydana getirir. Bu sayede fakirlerin,
yoksulların hallerini düşünerek insanda yardımlaşma hissini uyandırır.
Böylelikle Müslümanlar arasında sosyal dengenin korunmasına yardım eder. Kin,
nefret ve bencillik gibi duygulardan insanı uzaklaştırır; huzurlu ve mutlu bir
toplumun oluşmasına vesile olur.
Orucun farz olmasındaki hikmetler, insanlara ve cemiyetlere sağladığı yararlar
göz önüne alındığında, bu ibadetin, İnsanlara Allahın büyük bir ihsanı olduğu
görülür. Bunun için, meşru bir mazeret olmadıkça, mutlaka oruçlarımızı
tutmalıyız. Hutbemi bir Hadis-i Şerifle bitiriyorum: Meşrû bir mazeret ve
hastalık olmadan Ramazanda tutulmayan bir gün orucun yerine, başka günlerde uzun
süre tutulan oruçlar denk olmaz.[6]
[1] Bakara,2/183.
[2] Fethul Kebir 2/206.
[3] Riyazus-Salihin 2/502.
[4] İbn Mâce, Sıyâm, 44.
[5] Fethul Kebir 2/194.
[6] Ebû Dâvûd, Savm,38.