İŞ HAYATINDA SEVGİ VE GÜVENİN ÖNEMİ
Muhterem Müslümanlar!
İnsanın iç dünyasındaki güzellikleri dışa yansıtan, mahâretlerini, sanat ve
hünerlerini gün ışığına çıkartan, iş hayâtıdır. Bir insanı, ailesine ve topluma
faydalı bir üretici durumuna getiren, çalışmadır. Tembellik, bir çeşit ölüm,
çalışmak ise, hayattır. Bu bakımdan çalışmak, insan olmanın gereğidir. Ülkelerin
kalkınması, insanların düzenli çalışmasına bağlıdır. Bir âyet-i kerîmede şöyle
buyrulmuştur:
İnsan için, kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.[1]
İslâm Dîni, çalışmayı, iş görmeyi kendi elinin emeğiyle geçinmeyi teşvîk etmiş,
helâlinden kazanmayı, farz kılmıştır. Bu uğurda çekilen her sıkıntıyı, bir kısım
günahlara keffâret saymıştır.[2] Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), Hadis-i
Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
İnsan, elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allahın elçisi Dâvût
(a.s.) da, kendi elinin emeğini yerdi.[3]
Sizden birinizin ipini alıp dağa gitmesi, sırtına bir bağ odun yüklenip
getirerek onu satması, böylece Allahın onun yüzsuyunu koruması ve istediğini
verseler de, vermeseler de- insanlardan bir şeyler dilenmesinden daha
hayırlıdır.[4]
Değerli Müminler!
İnsanî ilişkilerin tamamında olduğu gibi, iş hayatında da, sevgi, saygı,sabır ve
güvenin önemli bir yeri vardır. Zira başarılı olmanın sırlarından biri de, güven
duygusudur. Güven ise dürüst çalışmakla, kaliteli iş üretmekle, karşımızdakini
aldatmamakla, ciddiyetle elde edilen hayat boyunca devam etmesi gereken önemli
bir meziyettir. Zaten müslüman güvenilir kişidir. Peygamberimize, dost-düşman,
mümin- müşrik, herkes güvenmiş ve kendisine de bu yüzden Muhammedül Emîn
denilmiştir.
Toplum hayatında, iş hayatında karşılıklı sevgi, saygı, güven duygusu hakim
olursa, dürüst davranışlar sergilenirse huzur ve barış ortamı tesis edilir.
Kurân-ı Kerîmde meâlen, Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin;
sonra korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz gider. Sabredin. Çünkü Allah
sabredenlerle beraberdir[5] buyurulmakta ve bizi, toplum ve iş hayatını çok
yakından ilgilendiren bu gerçekleri düşünmeye ve anlamaya dâvet etmektedir.
Halbuki, sevgi, saygı, sabır ve güven, doğrudan imânla irtibâtlıdır. Allahın
varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (S.A.V.)in peygamberliğine inanan bir
müslümanda, bu güzel hasletlerin daha güçlü bir surette bulunması gerekir. Yüce
Allah meâlen şöyle buyurmaktadır:
İman edip de, iyi davranışlarda bulunanlar için çok merhametli olan Allah,
(gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.[6]
Öyle ise bir müslümanın gönlünde kötü duygulara yer olmamalıdır. İçinde
yaşadığımız toplumu, birlikte çalıştığımız iş arkadaşlarımızı, sevmeli ve
insanlara karşı saygılı olmalıyız. Karşılaştığımız sıkıntıları sabırla
göğüslemeli ve güven ortamını sarsacak gelişmelere fırsat vermemeliyiz.
[1] Necm, 53/39
[2] Bkz. Taberânî, fil-Evsat 1/104 H. No: 102.
[3] Riyâzus-Sâlihîn (Terc.), c.I, s.569.
[4] Buhârî, Zekât, 10.
[5] Enfâl, 8/46.
[6] Meryem, 19/96.