EVLAT
TERBİYESİ
Muhterem Müslümanlar!
Her ane ve babanın evlat sahibi olmaya sonsuz bir arzusu vardır. Bu
arzu, asil bir istektir. Esasen evlenmeden maksat da budur.
Meselenin mühim olan tarafı sahip olduğumuz evladın terbiyesidir. İslam dini emrettiğ güzel terbiye verilmeyec olursa hem kendimiz hede millet ve memleket bu çocuklardan zarar görür. Hüner onların sayısını değil sayğısını artırmaktır.
Nebat yetiştirir gibi evladının sadece yeme ve içmesine dikkat gösterir,
Vitrin bebekleri gibi süsleyip giyindiren ve fakat kamil bir iman ve güzel
ahlakla mücehhez kılmayan anne ve baba huzuru ilahide sorumludurlar.
Bir çocuk; asi, cani ve serseri ise imansız iz’ansız ve vicdansız
ise bunların suclarının baş ortağı ana ve babadır.
İman ve İslam esasına göre terbiye edilmeyen çocuk; çilesiz ve
mes’uliyetsizdir. Ne iyi bir iş yapma azmini nede fena bir davranışın
nedametini duyarlar.
Evlat terbiyesi bir memleketin istikbalini hazırlar. Bunu ihmal etmekle
bir milletin ufuklarını karartır. Ancak evladını terbiye eden kimseler
istikbalinden emin olabilirler.
Allah Teala insanı madde ve ruhin imtizacı sureti ile halk etmiştir. Vücut için gıdalar ihsan ettiği gibi ruh için manevi gıdalar bahşetmiştir. Vücut bunların hiç birisinden geçmez. Biri verilib diyeri ihmal edilecek olsa beden ve ruh muvazenesi bozulur. Vücudun fizik yapısı nasıl ehemniyet gösteriyorsa ondan aşağı olmamak üzere ruh yapısına ihtiham ve dikkat göstermeye mecburuz.
Evladın sadece karnını doyurmak sırtını giydirmek onlara karşı
vazifemizi tam olarak yaptığımızı göstermez. Dişi ağrıyan
kimsenin ayak parmağına melhem sürmek, nasıl ağzındaki ağrıyı
dindirmezse çocuğunuzun karnını doyurmakla ruhundaki boşluğu doldurmuş
olmayız.
Eğer çocuklarımızın yaşayışı Kur’an-ı Kerim’in emirlerinden
uzak ise buna sebep, ya anne ve babanın kötü terbiye vermesi, yahut
iyi bir terbiye verememesidir. İyi terbiye vermemek de kötü terbiye etmek
gibidir. Zira kötülüğü öğreten
ile iyiliği öğretmeyen kimselerin zararları birbirine denktir.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“(Anadan)
doğan her çocuk
(İslam)
fıtrat (ı) üzerine doğar.
Sonra anne ve babası (yahuti ise)
onu
yahudi yapar. Veya (mecusi ise)
mecusi
yapar. (nasrani ise) hıristiyan
yapar.” (1)
Karılmış bir alçı, hangi kap içersinde donarsa onun şeklini alır.
Aile büyüklerinin inanç, düşünce ve ahlaki nasılsa çocuk da ona göre
yetişir. Çevrenin fert üzerindeki tesirini inkar kabil değildir.
Hadis-i şerif, İslam inançlarını kabul edecek fıtratta doğan çocukların dinden nasıl uzaklaştırıldıklarını açıklarken Müslüman anne ve babalara da şu hakikati hatırlatmaktadır: “Allah tarafından mü’min olarak ihsan edilen yavrularınızı, İslam ahlakına ve Kur’an hükünlerine göre yetiştirmezseniz, onların kötülüklerine göz yumarsanızsizin çocuklarınız da gayr-i müslim veya bir dinsiz olabilir. Onun bu hale gelmesine göz yuman ve vazifesini ihmal eden sizler de mes’ul olursunuz.”. İnsanlar, idare ile mükellef bulundukları topluluktan mesul oldukları gibi anne ve baba evladından sorumludur. Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar:
“Bir baba, çocuğuna güzel
terbiyeden daha üstün bir ihsanda bulunamaz.”
Cemaati Müslimin !
Anne ve babanın evladına karşı vazifelerini şöyle ifade edebiliriz:
Çocuklarımıza İman ve İslam bilgilerini, namazlarını kılabilecek
kadar Kur’an okumalarını öğretmek ve güzel terbiye vermek gerekir. Bu
vazifalerin yapılmasında peygamberler de dahil bulunmaktadır. O muhterem
zatlar; bu mükellefiyetlerini yapmak için çırpınmışlardır. Kur’an-ı
Kerim’den bunlara birkaç örnek vermekte fayda mülahaza etmekteyiz.Hazret-i
Lokman oğluna şöyle nasihat etmiştir:
“Oğulacağızım, Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk, elbette büyük bir zulümdür.”
Hazret-i Yakup'ta oğullarına:
“Ey oğullarım, Allah sizin için (İslam) dini (ni) beğenip seçdi. O halde sizde (başka değil) ancak Müslümanlar olarak can verin (dedi).”
Anne ve baba, evladına güzel bir isim koymakla mükelleftir. Güzel
ismin ölçüsü, İslama uygun olmasıdır. Resul-i Ekrem Efendimiz bir hadsi-i
şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Allah’a göre isimlerin en sevimlisi, Abdullah ve Abdurrahman (adları) dır.”
Çocuklar arasında adalet göstermeli, vergi ve sevgide farklı muamele
etmemelidir. Onlara bir ikram yapılacağında, büyük küçük, oğlan kız
farkı gözetmemeli ve aralarında bir ayrım yapmamalıdır. Resulullah
Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar:
“Allah’tan korkunuz ve çocuklarınız arasında adalet gösteriniz.”
Evlada sevgi hususunda da adalet göstermeli; kalbine hakim olamasa bile
hislerini gizlemeye çalışmalıdır.
Zamanımızda bazı kimselerin, oğlan evladını kıza veya birini diğerine
tercih ettikleri esefle görülmektedir. Bu hal, hem kardeşlerin birbirine darılmasına
hem de evladın anne ve babasından soğumasına yol açmaktadır.
Çocuğun cinsiyeti, ne takdie ve terkibe ne de tecih ve tefrike sebep olmamalıdır.
İslam miras hükmü, bu kaidenin dışındadır.
Babasının mağdur ettiği bir kız, kocasından dul kalsa idaresini nasıl
temiz edecek ona kim acıyacak? Zaruri ve aslı ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak.
Anne ve baba evladına güzel örnek olmalı, verdiği nasihate uygun yaşayış yolu takip etmeli hareketleri sözünü tutmayacak olursa nasihatlerin müsbet tesiri görülür.
Çocuğun (yalan söyleme) diyen bir baba, kendi davranışları ile ona yalancılık örneği vermemelidir. Bunun aksini yapan kendi eliyle çocuğun kalbine yalancılı tohumları saçmış olur.
Çocuklarımıza yaptığımız va’dleri yerine getirmeli, yapamayacağımız şeyleri va’d etmemeliyiz.
Aziz mü’minler!
Evladımızın terbiyesinde, prensip olarak, sertliği almamalıyız.Yavaş
yavaş inen yağmur, nasıl arzın derinliklerinde işlerse, yumuşaklıkla yapılan
nasihatler, ruhun derinliklerine nüfuz
eder.
Aşırı sertlik, terbiyede ifrata varmak ve ölçüyü kaçırmaktır.
Hiç ses çıkarmamak da eksiklik yapmaktır. Nasihat yapmalı ve fakat yumuşak
sözlü olmalıdır. Enes (r.a), Peygamber Efendimize
on sene hizmet ettiği halde hiçbir gün Resulullah Efendimiz kendisine
“Ne için yaptın” veya “şöyle yapsan olamaz mıydı?”diye bir söz söylememiştir.
Çocuklarına haramdan kaçınmanın lüzum ve zaruretini anlatmak, anne
ve baba için zaruri vazifelerdendir. Zira haram giren vücutta Hakk’a itaat
olmaz. Resulullah Efendimiz, Bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Birinizin, ağzına toprak koyması, Allah’ın haram kıldığı
şey’i koymasından hayırlıdır.”
Yetiştirdiğiniz yavrulara, Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek,
vazifelerimizin en mühimlerindendir. Çünkü İslam dininin erkanından
bulunan namazı kılabilmek için mutlaka Kur’an okumak gerekir.
Bilgi, Gayeye erişmek içindir.Kur’an-ı Kerim okumayı bilen çocuklarımızın, onun emirlerine uygun hareket etmelerini, yasakladığı şeylerden kaçınmalarını biz temine çalışacak, biz kontrol edeceğiz, bilhassa namaz kılmalarına gerekli dikkat ve ehemmiyeti göstereceğiz