|
Haccın Sıhhatinin Şartları
20- Hac görevinin sahih olarak yerine getirelebilmesi için şöylece dört
şart vardır:
1) İslâm olmak. Bu haccın farziyetinin şartı olduğu gibi, sıhhatinin da
şartlıdır. Bir gayri müslim haccettikten sonra müslüman olsa dahi, önceden
yapımış olduğu bu haccı sahih olmaz.
2) Özel yerlerde bulunup görev yapmış olmak. Bu yerlerden maksad, Arafat
ile Kabe'dir. Onun için Arafat'da vakfe yapmadıkça (beklemedikçe) ve Kabe'yi
tavaf etmedikçe hac sahih olmaz.
3) Belli bir vakit olmak. Bundan maksad, Arafat'daki vakfe zamanıdır ki,
Arefe gününün zeval vaktinden Kurban Bayramı fecrinin doğuşuna kadar devam
eden bir zamandır. Ziyaret tavafının vakti ise, daha önce belirtildiği gibi,
hayatın sonuna kadardır. Fakat bu tavafın vacib olan vakti, nahr (kurban
boğazlama) günleri, Kurban Bayramının ilk üç günüdür.
Bununla beraber İfrad haccının, Temettü haccının, kıran haccının hac
görevlerini (menasikini) yapmak için yine belli bir vakit vardır. Bu da
Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylara Hac
Ayları Hac mevsimi denir.
Bu aylar içinde en son hac vakti, Arefe günü ile Kurban günüdür. Arefe
günü Zevalden sonra Arafat'da az veya çok bulunup Bayramın ilk gününde
ziyaret tavafını yapan kimse, hac farzını yerine getirmiş olur.
(Şafiîlere göre de, Arafat'da vakfe zamanı, Zilhicce ayının dokuzuncu
günü zeval vaktinden sonra onuncu günün fecrine kadardır. Bu zaman içinde
bir an bile olsa, vakfe yeterlidir.)
4) Hac niyeti ile İhram yapmış olmak. Şöyle ki: İhram, haccı veya umreyi
veya her ikisini yerine getirmek için, mubah olan şeylerden bir kısmını
geçici bir zaman için kendine haram kılmaktır, bunları yapmaktan
sakınmaktır. Bu ihram, hacca veya umreye veya hac ile umreye niyet etmek ve
"telbiye" getirmekle meydana gelir. Telbiye, şu sözleri
(*)
söylemektir.
21- İhram yapana "Muhrim" denir. Muhrim olmayana da "Helâl" denir. İhlâl
da, ihramdan çıkmak ve bir şeyi harem sahasından dışarıya çıkarmak manasına
gelir.
İhram, Beytullah için bir tazim alâmetidir. Öyle ki dışardan bir iş ve
ticaret için gelen bir müslüman, hac ve umre niyetinde bulunmasa da, yine
ihramsız olarak Harem bölgesine giremez. Bu haramdır, hürmete aykırıdır.
22- İhrama giren bir erkek, dikişli elbiselerini çıkarır. Bir peştemal
kuşanır. Üzerine bir omuz havlusu alır. Başını ve ayaklarını açık
bulundurur. Temizlenir, yıkanır veya abdest alır. İki rekât namaz kılar.
Yüksek bir sesle "Lebbeykallahümme Lebbeyk..." diye
telbiyede bulunur. Zevcesi ile cinsel ilişkiyi terk eder. Zevcesini okşayıp
öpmez. Güzel koku sayılan misk, anber ve kâfur gibi şeyleri sürünmez.
Bunları yatağına da sürmez. Kara av hayvanlarını avlamaz, havyanlara da
hayvanı göstermez. Harem bölgesindeki yeşil otları ve yeşil ağaçları kesip
koparmaz. Saçlarını kesmez ve kısaltmaz, traş etmez. Hac veya umre işlerini
tamamlayıncaya kadar bu yasakları gözetir.
Kokusundan hoşlanılacak her şey Tîb (güzel koku) sayılır.
İhrama giren kadınlar elbiselerini çıkarmazlar, başlarını ve ayaklarını
açık bulundurmazlar. Telbiye getirirken seslerini yükseltmezler.
23- İhrama girenlerin çadır altına sokulmaları, şemsiye tutmaları, yüzük
takmaları, bellerine kemerlerini bağlamaları, kolları içine sokup
giyinmeksizin sırtlarına palto gibi bir şey almaları haram değildir.
24- Yalnız farz hac için veya Temettü haccı ile Kıran haccı için Şevval
ayının birinci gününden Zilhicce'nin dokuzuna kadar herhangi bir günde
İhrama girilebileceği gibi, bundan önce de girilebilir. Çünkü İhram haccın
şartıdır. Şart ise, meşrutun vaktinden daha öne geçebilir, bu caizdir.
Abdest almanın (taharetin) namaz vaktinden öne geçmesi gibi... Ancak ihrama
daha önce başlanılması, zamanın uzaması bakımından sakıncalı olacağı için
mekruhtur. Çünkü ihram sebebiyle yasak olan şeylerden korunmak uçun zaman
için kolay değildir.
(Şafiî'lere göre hac için, hac aylarından önce ihrama girmek caiz
değildir. Anca umre için girilmiş olur.)
(*) "Lebbeykallahümme Lebbeyk.
Lebbeyke lâ şerike leke Lebbeyk. İnnelhamde venni'mete leke vel-mülk. Lâ
şerike lek."
Anlamı: "Allah'ım Ben senin emrine boyun eğerim ve hazırım. Senin
ortağın yoktur. Senin davetine ihlâsla uyarım, senin ortağın yoktur. Şüphe
yok ki, hamd da, nimet de sana mahsustur, mülk de... Senin ortağın yoktur ."
|