|
Haccın Farz Olmasının
Şartları
18- Bir kimseye haccın farz olması için sekiz şart vardır. Şöyle ki:
1) Müslüman olmalıdır. Gayri müslimler hac ile mükellef değildir. Buna
göre bir gayri müslim hac yaptıktan sonra müslüman olsa, diğer şartlar
bulununca yeniden hac etmesi gerekir.
Yine, bir mü'min hac ettikten sonra -Allah korusun- dinden çıkıp da
sonra tevbe ederek İslâmiyete dönünce, diğer şartlar bulununca tekrar hac
etmesi gerekir.
2) Buluğa ermiş olmalıdır. Bir çocuk, aklı başında ve kâr ile zararı
ayıracak durumda da olsa, hac ile mükellef olmaz. Onun yapacağı hac nafile
olur. Onun için buluğ çağına erer de hac şartlarını toplarsa, tekrar hac
etmesi gerekir.
Velisi ile beraber hacda bulunan çocuğa, velisi hac işlerini yaptırır.
Taşları attırır, tavaf yaptırır ki, büyüyünce görevini daha iyi yapabilsin.
Bu taşlamayı çocuk terk etse, bundan bir şey gerekmez. Çünkü çocuğa hac
vacib değildir.
3) Akıl sahibi olmalıdır. Deli olanlar hacla yükümlü değillerdir. Bunlar
iyileşir de hac şartlarını elde ederlerse, o zaman hac etmeleri gerekir.
4) Hür olmalıdır. Köleler ve cariyeler hacla yükümlü değillerdir.
Bunların yaptıkları haclar birer nafiledir. Bunlar azad edildikten sonra
diğer şartlara sahib bulundukları takdirde hac etmeleri gerekir.
5) Haccın farz olduğunu bilmiş olmalıdır. Şöyle ki: Küfür diyarında
(dâr-ı harbde) gayri müslimlere ait bir memlekette bulunup İslâmı kabul eden
kimse, haccın farz olduğunu bilmedikçe,hac ile yükümlü olmaz. Fakat İslâm
ülkesinde böyle bilmemezlik özür sayılmaz. Onun için İslâm yurdunda bulunan
bir gayri müslim, haccın farz olduğunu bilsin veya bilmesin, ihtida eder de,
hac şartlarına sahib bulunursa, hac ile mükellef olur.
6) Hac görevine güçlük olmaksızın gidip yerine getirmeye yeterli bir
vakit bulunmalıdır. Bunun için bir kimse görevi için diğer şartlara tamamen
sahip olduğu tarihten itibaren bu görevi yerine getirmeye elverişli bir
vakit bulmadan ölürse, bu farzla mükellef tutulmaz.
7) Hicaz'a gidip gelinceye kadar kendisinin ve aile halkının âdete göre
nafakaları bulunmalıdır. Temel ihtiyaçlardan sayılan malların bulunması ile
hac farz olmaz. Fakat ihtiyaçtan fazla gelir getiren bir mal veya eşya
bulunsa, bunları satıp hac etmek gerekir. Bir evde kira ile oturmak da,
haccın farz olmasına engel değildir.
Temel ihtiyaçlar için zekât bölümüne bakılsın!..
8) Kendi durumuna uygun binek vasıta ve yolda yapacağı harcamaları
karşılayacak parası bulunmalıdır. Buna Rahiliye, Zadü-t Tarika (yol azığına
sahib bulunmak) denir. Şöyle ki:
Hac için yol azığına ve bilinecek vasıtaya gücü yeter olması şarttır. Bu
kudretin hac aylarında veya herkesin buluduğu yerde hacıların âdet üzerine
hacca gidecekleri zamanda bulunması gerekir. Bu esnada temel ihtiyaçlardan
başka hacca yetecek kadar mala sahib olan kimsenin, diğer şartlara da sahib
olması halinde, ona hac farz olur. Bu malı başka yere harcayamaz. Harcarsa,
hac üzerinde borç kalmış olur. Fakat bu zamandan önce elde edilen mal,
bundan önce istenilen yere harcanabilir. Bundan dolayı kendisine hac görevi
vacib olmuş sayılmaz.
Meselâ: Muharrem ayında hacca yetecek kadar malı olan kimse, bunu bir
iki ay içinde başka bir yere harcayıp da, memleketinde hacca gidilmesi âdet
olan bir zamanda elinde mal kalmamış olsa, kendisine hac farz olmuş olmaz.
Ödünç ve ikram suretiyle verilen azık ve binek yeterli sayılmaz. Bu ikram
minnet altında bırakmayacak kimseler tarafından olsa bile hüküm aynıdır.
Onun için Hac etmek üzere yapılan bir malı kabul etmek her halde gerekmez.
Bununla beraber Mekke-i Mükerreme'ye on sekiz saatten yakın bulunan
yerlerdeki müslümanlar için yaya yürümeye güçleri olunca binek bulunması
şart değildir.
(İmam Malik'e göre, azık ve binit için yeterince imkâna sahib olmak şart
değildir. Bu konuda Mekke'ye gidip en düşük şartlarla hac işlerini yerine
getirmeğe imkân bulunması yeterlidir. Onun için fazla güçlük bulunmaksızın
yaya olarak veya kira ile karşılayabileceği bir binek ile hac etmeğe ve
yiyecek harcamalarını sanatı ile yolda yürüdükçe elde etmeğe gücü olan bir
müslümana canı ve malı için bir tehlike yoksa, hac farz olur. Yurdunda
ailesine bir nafaka bırakıp bırakmaması fark etmez. Ancak nafakasız kalmakla
helak olmaları korkusu olunca, o zaman hac ile yükümlü olmaz.)
|