|
Haccın Farziyetinin Sebebi ve Edasının Fevrî Olup Olmadığı
30- Haccın farz olmasına sebeb Beytullah'ın (Kabe'nin) bulunmasıdır. Bu
kutsal mabedi ziyaret için Yüce Allah'ın emri ile hac farz kılınmıştır. Bu
sebeb tekerrür etmediği için haccın farziyeti de tekrarlanmaz. Mükellef olan
kimsenin ömründe bir defa hac etmesiyle bu farz yerine getirilmiş olur. Öyle
ki, akıl ve baliğ olan bir müslüman fakir iken yürüyerek hac etmiş olsa,
sonradan zengin olmakla tekrar hac yapması gerekmez.
31- Hac, Hazret-i Peygamberin hicretlerinin dokuzunca yılında farz
kılınmıştır. Bu sene Resûlüllah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)
tarafından Ebû Bekir Es-Sıddık (radıyallahu anh) Hac Emiri tayin
buyurulmuştu. Hicretin onuncu yılında da Peygamber Efendimiz Mekke'ye
yönelerek hac farizasını yerine getirmişlerdi.
32- Hac farizasını yerine getirmeye gelince, bu fevrî (farz olunca hemen
yerine getirilmeli) midir yoksa ömrî (ömrü içinde yapılması yeterli) midir?
Burada iki görüş vardır. Bir görüşe göre, hac farizası ömrîdir. Yükümlü bunu
hayatta bulundukça dilediği sene yapabilir. Geciktirmesinden dolayı günah
işlemiş olmaz. Ancak hac farizasını yapmadan ölürse günahkâr olur.
Fakat sahih görülen diğer bir görüşe göre, bunun edası (yerine
getirmesi) fevrîdir. Şartlarını kendinde toplayan kimsenin hemen zamanında
hacca gitmesi ona farz olur. Bu tarihte hacca gitmezse günah işlemiş olur.
Öyle ki, sonradan bu şartları yitirse, hac üzerine borç kalır, bundan
sorumlu bulunur.
33- Hac aylarında (hac mevsiminde) hac şartlarını kendinde toplayan ve
yolculuğu için yeterli bir müddet bulunan kimseye de hac farz olur. Bu
haccın farziyetinin yerine getirilmesi de bir görüşe göre ömrî ise de, daha
sahih görülen diğer bir görüşe göre fevrîdir (hemen o mevsimde hac yapmak
gerekir).
|