|
Bedel
(Vekâlet) Yolu İle Hac
81- Hac için bir bedel tutmaya, "İhcac" denir. Böyle kendi yerine
başkasını gönderen kimseye de, "Âmir"; "Menûb, Mahcücün anh" denir.
Bir kimse, hac etmeğe gücü bulunsun veya bulunmasın, nafile olarak kendi
yerine müslüman olan ve aklı yerinde bulunan birini naib tayin edebilir.
Naib olan zat, o kimsenin tayin ettiği yerden gider ve onun adına niyet
ederek hac yapar.
82- Kendi adına nafile hac için bedel gönderen zat, bu haccın sevabını
kazanır. Çünkü bu iş, Allah rızası için Hak yolunda mal harcamak demektir.
Böyle bir harcama, bizzat olabileceği gibi, niyabet suretiyle de olabilir.
83- Bir kimse, kendisine farz olan bir haccı, başkasına niyabet
(vekâlet) vererek yaptırabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekir.
1) Âmir (bedel gönderecek kimse) için hac farz olmuş bulunmalıdır. Farz
olmadan niyabet yoluyla yapılan hac, bir nafile olur. Sonradan o bedel
gönderene hac farz olunca tekrar hac edilmesi gerekir.
2) Âmir (bedel gönderen) bizzat hac etmekten aciz olmalıdır ve bu
acziyeti de, naib tayin ettiği andan itibaren ölümüne kadar devam etmelidir.
Onun için bir aralık acziyeti kalkmış olsa, bizzat hac etmesi gerekir. Daha
önce niyabet suretiyle yaptırmış olduğu hac nafile sayılır. Âmâ ve yatalak
olma halleri bu hükmün dışında kalır. Niyabetle bunların yaptırmış olduğu
hacdan sonra özürleri kalksa, haccın yeterli olmasını engellemez.
İmam Ebû Yusuf'a göre, hangi acziyet olursa olsun, niyabeten yaptırılan
hacdan sonra kalkarsa, haccın yeterli olmasına zarar vermez.
3) Âmir, kendi adına hac etmesini naibe emretmelidir. Âmirin emri
olmaksızın başkasının onu adına yapacağı hac yeterli olmaz.
4) Âmir, âdet üzere yol masrafını vermelidir. Onun için naib kendi malı
ile hac ederse, kendi adına hac etmiş olur. Fakat kendi malından harcadığı
mal, nisbet olarak âmirinkinden çok az ise, bu niyabet caizdir.
5) Âmir yapacağı niyabet için bir ücret şart koşmamalıdır. Bir ücret
karşılığında hac eden kimse, kendi adına hac etmiş olur. Bu ücreti almaya
hak kazanamaz. Çünkü hac, tam bir ibadet olduğundan ücret karşılığında
yapılamaz.
(Malikilere göre, hacda beden ibadeti mal ibadetinden daha üstün olduğu
için, farz olan bir hacda bedel tutmak caiz değildir. Bunun için ücret
vermek caiz değildir, hükümsüzdür. Fakat nafile hac için niyabet kerahetle
caizdir.
Şafiî ve Hanbelîlere göre hac ibadeti, niyabet kabul eden ibadetlerdendir.
Bunun için hac veya umre yapmaktan aciz olan kimsenin, başkasına bir ücret
karşılığında veya nafakasını karşılamak suretiyle hac veya umre yaptırması
sahihdir.)
6) Âmirin verdiği mal, binitli olarak hacca elverişli olunca, naib
binitli olarak hacca gitmelidir, isterse âmir piyade olarak gitmesine izin
vermiş olsun. Aksi halde naib, harcayacağı malı âmirine borçlanıp âmirin
binitli olarak hac ettirmesi gerekir. Fakat verilen mal binmeye elverişli
değil ise, piyade olarak yapılan hac yeterli olur.
7) Âmirin vasiyet etmiş olduğu mal yeterli ise, vatanından hac edilmesi
gerekir. Değilse, yeterli olacağı bir yerden hac edilir.
Bizzat veya niyabet üzere hac etmek için yola çıkan kimse, yolda vefat
edip tarafından hac edilmesi vasiyet edilmiş bulunsa, İmam Azam'a göre
vatanından (ikamet yerinden), iki imama göre de vefat ettiği yerden hac
ettirilir.
Yine, kendisi için beldesinden başka bir yerden hacca gidilmesini
vasiyet eden kimsenin, vasiyetine göre hac ettirilir.
Ölen bir kimse adına beldesinden hacca gidilmesi gerekirken, vasisi
başka bir beldeden hac ettirecek olsa, bu hac vasinin adına olur. Ölü için
ayrıca hac ettirmesi gerekir. Eğer o iki yer arasındaki uzaklık bir günde
gecelemeden gidip gelinecek kadar ise, o zaman ölü adına hac sahih olur.
8) Naib hac işlerine başlamadan önce veya ihrama giderken âmir adına hac
etmeye niyet etmelidir. Dili ile de: "Lebbeykallahümme Lebbeyk an
fülanın..." diye telbiyede bulunmalıdır. Yalnız kalbi ile niyet
etmesi de yeterlidir.
9) Naib, âmir adına bizzat hac etmelidir. Eğer bir engel sebebiyle
başkasına para verip hac ettirirse, bu hac âmir adına sahih olmaz. Almış
olduğu yol masrafını ödemesi gerekir. Fakat âmir, tayin etmiş olduğu naiba,
"Başkasını gönder" veya "Dilediğini yap" diye izin vermiş olursa bu sahih
olur. Çünkü bu durumda vekil hac için her yetkiye sahib bulunmuş olur.
10) Naib, haccını bozmamış olmalıdır. Şöyle ki: Naib, Arafat'da vakfe
yapmadan önce zevcesi ile cinsel ilişkide bulunsa, haccını bozmuş olur.
Artık sonradan kaza edeceği hac, âmir adına olmamış olur. Bunun için almış
olduğu masraf bedelini âmire ödemesi gerekir.
Eğer naib, Arafat'da durduktan sonra cinsel ilişkide bulunsa, masrafı
ödemesi gerekmez. Çünkü haccın asıl rüknü yerine getirilmiştir. Ancak
ziyaret tavafını yapmadan geri dönerse, zevcesine karşı ihramlı olarak kalır
ve kendi malı ile gidip ziyaret tavafını yapmadıkça ihramdan tamamen çıkmış
olmaz.
11) Naib, âmire aykırı bir davranışta bulunmamalıdır. Âmir, ifrad haccı
emretmişken, naib, umre veya kıran haccı veya temettü haccı yapmış olsa,
âmir adına hac etmiş olmaz. Bu durumda aldığı yol masrafını ödemesi gerekir.
Fakat naib, âmirin emrini yerine getirmekle beraber, kendi parası ile
kendisi için de ayrıca umre yapabilir. Aynı şekilde yalnız umre yapmaya
memur olan kimse de, bunu yaptıktan sonra kendi parası ile kendi adına hac
edebilir. Fakat önce kendisi için hac yapıp sonra amir adına umre yapması
caiz değildir.
12) Naib, yalnız âmir adına hac için ihrama girmelidir. Biri kendi
adına, diğeri âmir adına olmak üzere iki ihrama niyet etse, âmir adına haccı
caiz olmaz. Ancak kendi adına olan ihramı bırakıp da âmir adına ihrama devam
ederse, bu âmir için sahih olur.
13) Naib telbiyeyi yalnız âmir adına yapmalıdır. İki kişinin niyabetini
kabul edip bunların adına telbiye ederse, hiç biri adına caiz olmaz. Almış
olduğu masrafları öder. Fakat bunlardan yalnız birini tayin ederek ihramda
bulunursa, onun için caiz olur, diğeri için olmaz. Bundan aldığı parayı ona
öder. İki kişiden herhangi birini tayin etmeksizin ihrama girecek olsa, İmam
Ebû Yusuf'a göre, yine niyabet sahih olmaz. Kendisi için nafile hac yapmış
olur. İmam Azam'a göre, yapacağı haccı bunlardan birine ayırabilir.
14) Naib haccı kaçırmamış olmalıdır. Onun için başkası adına hac yapacak
olan bir bedel, kendi işleri ile uğraşır da belirtilen senede hac yapamazsa,
almış olduğu parayı sahibine öder. Fakat hastalık gibi elinde olmayan bir
sebeble hac edemezse, almış olduğu bedeli geri vermesi gerekmez, yeniden hac
etmesi gerekir.
15) Amirin tayin etmiş olduğu naib, âmir adına hac etmiş olmalıdır. Buna
göre: "Benim adıma başkası değil, falan adam hac etsin," diyen bir âmirin
emrine aykırı olarak o adam gerek hayatta iken, gerekse öldükten sonra
başkasına hac ettirilecek olsa, bu hac âmir adına caiz olmaz.
Fakat âmir, böyle "başkası değil, ancak falan kimse benim adıma hac
etsin" şeklinde bir tahsis yapmayarak: "Adıma falan kimse hac etsin" dediği
takdirde, o kimsenin ölümü halinde başkasına hac ettirilebilir.
Aynı şekilde, hiç bir kimseyi göstermeksizin adına hac yaptırılmasını
vasiyet eden bir kimse için, ölünce varisleri toplanarak diledikleri bir
adamı "Naib" olarak hacca gönderebilirler.
16) Âmir ile naib, müslüman, akla sahib ve hac işlerini anlayacak
durumda olmalıdır. Onun için bir müslüman gayrimüslimi ve bir gayrimüslim de
müslümanı bedel tayin edemeyeceği gibi, bir akıllı deliyi ve bir deli de
akıllıyı bedel yapamaz.
Haccın nasıl yapılacağını anlayıp ayırt edemeyecek olan bir çocuk da
naib tayin edilemez.
84- Bir kimse, anası ve babası adına, onların emirleri olmaksızın hac
edebilir. Çünkü bu bir velayet ve niyabet değildir. Yapılan ibadetin
sevabını onlara bağışlamak demektir.
|