MEKRUH:
Mekruh: Lügatta sevilmeyen ve hoş görülmeyen şey
demektir. Din deyiminde, yasaklığı sabit olmakla beraber, ona aykırı olarak da
bir delil veya işaret görülen şeydir. Yapılması doğru olmayıp yapılmaması iyi
olan bir iştir.
Delâlet-i ve subutu
zanni olan nass'larla meydana gelen hükümlerden birisi de mekruhtur. İşlenmesi
hakkında kat'i bir nehiy bulunmayan ancak terkedilmesi sevimli olan fiillere
"Mekruh" denir. Meselâ: Bir vacibin veya sünnetin terkini içine
alan fiiller mekruhtur. Vacib'in terki; "Kerahat-ı Tahrimiyye", sünnetin
terki ise "Kerahat-ı Tenzihiyye" ile mekruhtur. Molla Hüsrev: "Kerahat-ı
Tahrimiyye ile mekruh olan şey, İmam-ı Muhammed'e göre haramdır. Kesin nass
bulunmadığı için haram lafzı kullanılmamıştır. İmam-ı Muhammed (rha)
kitaplarında "Kerahati" kullandığı zaman, bununla haramı
kasdetmektedir. İmam-ı Azam (rha) ile İmam-ı Yusuf (rha)'a göre; kerahat-ı
tahrimiyye harama yakındır. Ancak haram değildir. Kerahat-ı Tahrimiyye ile
mekruh olan şeyin harama nisbeti, vacibin farza nisbeti gibidir? Kerahat-ı
tenzihiyye ile mekruh olan ise, helâle daha yakındır"(37) hükmünü
zikretmektedir. Mü'minler; nasıl vacib olan ibadeti eda hususunda titizlik gösteriyorlarsa,
"Tahrimen mekruh" olan hususlarda da titiz olmak durumundadırlar.
Zira Vacib ne ile sabitse, tahrimen mekruh'ta onunla sabittir. Delil noktasında
kuvvetleri aynıdır.