İMAM-I
GAZALİ
Felsefe üzerinde çalışmıştır. Fıkıhta Şafii, itikadda el- Eş’ari mezhebine mensub idi. 1111’de Tus’da vefat etmiştir. Kendisine ulaşıncaya kadar kelam ilmi teşekkül etmiştir. Hem Eş’ari’ye imamlarının talebesi olarak yetişen, hemde Ehl-i Sünnet dışı kelam ekollerinin görüşlerini öğrenmiş olan İmam-ı Gazzali, özellikle “İmam” meselesini halletmekle ve sünni akideye yöneltilen hücumlara sebep veren, yetersiz bulduğu kelamcılara mühim eleştirilerini yönelten alimdir.
O
kelamcıların yetersizliğini şu üç noktada toplar.
1-
Kelamcılar,
islam inançlarını bid’at ehline karşı savunurlarken bazen, hasımlarının
dayandığı unsurları delil olarak kullanmışlar, fakat sonunda onları kabul
etmek zorunda kaldılar.
2-
Kelamcılar
hasımlarını tenkid ederlerken onların temel hatalarını belirtmek yerine,
mantık çelişkilerini göstermeye çalışırlar. Halbuki İmam-ı
Gazzali’ye göre bu metodla avamı
bile ikna etmek imkansızdır.
3-
Ona göre kelamcılar, bu ilim maksadı dışında, ondan uzaklaşmışlardır.
Çünkü, o kelamın herkese faydalı olmadığı
inancındadır.
Gazzali
şu iki grup insan dışında kalanların kelam ilmini tahsil etmelerini
gereksiz görür.
a) Kültürlü
ve zeki olup imani konularda şüpheye düşmüş olanlardır.
b)
Başkalarının şüphelerini izale etmek isteyen imanı sağlam, dini ilimlere
vakıf kişiler.
Buna rağmen
Gazzali, sıradan müşlümanların bu ilimle uğraşmaları sonucu itikadi
tehlikeye düşebilecekleri gibi, kafir ve sapıklarında kelam metodları ile
doğru yola gireceklerine inanmaktadır. Ancak taklit yoluyla hakikati kabul
etmiş olanlarla, zeki fakat bu zekaları yüzünden sapıklığa düşmüş
kişiler için kelami deliller kullanılabilir.
Kelam ilminin
faydalı ve zararlı yönlerini gösteren İmam-ı Gazzali sonuç olarak ;
“
Allah’ın karşısına ancak selim ve şüphelerden arınmış bir kalp ile
gelenlerin kurtulacağını, halbuki kelam ilminin, akli zaruretler dışında
bir şey kabul etmeyen kimseleri inandıramayacağını belirtir.”
Gazzali felsefe
ilmi ile de ilgilenmiiştir. Felsefenin en büyük eleştiricisi olmuştur.
Ona göre filozoflar ilahiyat hususunda üçü küfre varan, 17 tanesi de islam
dininde biat olan 20 esasta hata etmişlerdir. Gazali’nin onları eleştirdiği
üç konu şunlardır.
a)
Öldükten sonra yalnız ruhlarının yaşayacağı ve haşrın beden
ile olmayacağı,
b) Allah’ın
dünya ve kainatta teferruata ait bilgileri değil de yalnız külli konuların
bildiği şelindeki iddiası,
c) Alemin
kadim olduğu iddiası.
Akılla inancın karşı karşıya geldiği bu çatışmalar sonucu
Gazali tasavvufu tek çıkar yol olarak görüyor. Gazzali’ye göre ahlak,
hedefi tasavvuf veya birliğe ulaşmak olan bir hazırlıktır. O’na göre
insanlarda, biri dünyaya çevrilmiş, “dış göz” , öteki manevi işlere
yöneltilmiş “iç göz” olmak üzere iki göz, iki akıl vardır. O, böylece
felsefe ve müsbet ilimlerin tesis ettiği akıldan ayrı olarak ikinci bir
merci daha kabul ediyor. Yalnız Gazzali, suffilerin dini tecrübe ve metodlarını
benimsemekle beraber, bütün fikirlerine katılmıyor.özellikle vecd içinde
aldanarak yanlış hükümlere ulaşanları tenkid ediyor ve Allah’la birleştiğini,
Allah’a ulaştığını iddia eden suffilerin hata içinde olduklarını
belirtiyor. Nitekim cezbe ile kendilerini her türlü emrin üstüne yükselmiş,
şeri yasaklardan bağışlanmış gören suffilere şiddetle karşı çıkıyor.
Dönemimin
pek çok ilmi ile ilgili eserler yazıp fikir beyan eden Gazzali, bu
fikirleri ile Ehl-i Sünnet düşünce ve itikadlarını her türlü sapık düşünceye
karşı savunmuştur.
Gazzali’nin felsefe ile temasından sonra, felsefeyi kelam ilmine dahil etmiştir. Böylece kelam ilmi, tarih içindeki gelişmesini felsefeyi de içine alarak sürdürmüştür.