EŞ'ARİYE

Eş'arilik'in kurucusu olan Ebu'l-Hasan Ali El Eş'ari Basra'da doğmuş Bağdat da vefat etmiştir. Mu'tezile alimlerinden ve aynı zamanda da üvey babası olan Ali El-Cübbâi tarafından, Mu'tezile Mezhebine mensup ve Mu'tezile görüşlerini savunan biri olarak yetiştirildi. Kırk yaşına kadar bir Mu'tezile iken, Ehl-i Sünnet olmasının sebebi bir görüşe göre, bir mevzuda hocası olan Cübbâi ile yaptığı tartışmada tatminkar cevap alamamasına bağlanmaktadır. Diğer bir görüşe göre ise rüyasında Peygamber Efendimizi görmesi, Peygamberimizin ona: "Sünnetini yaşatmasını ve sünnetine bağlı kalmasını istemesine" bağlanmaktadır.
Eş'ari bundan sonra, Mu'tezile'nin metodu olan "akli delilleri" kullanarak, Mu'tezile ve Ehl-i Sünnet dışı mezheplerle mücadeleye girişmiştir. Görüşleri kısa zamanda, islâm ülkelerinde yayılmış ve özellikle Irak, Suriye, Mısır ve Mağrib'de tutunmuştur. Eş'âri akaidi, kendisinden sonra ibn Fürek, Ebu Bekir Muhammed el - Bakillâni, İmamü'l - Haremeyn el Cüveyni, Hamid el - Gazzalî, İbn Tumert, Fahrüddin er - Râzi, Şerif el - Cürcâni gibi alimler tarafından devam ettirilmiştir.
Fıkıhta Şafiî ve Mâliki mezhebine mensup olanlar ile Hanbeli mezhebine bağlı az sayıdaki insan, itikâdda, el - Eş'ari'yi imam olarak tanırlar.

İMAM-I EŞ'ARİ'NİN KELÂMİ GÖRÜŞLERİ


Kaynaklar, onun bir bid'atçı olmadığını, yeni bir mezhep getirmediğini, bir çok akide meselesinde Selefe uyduğunu, nakli esas alarak akla da önem vermek suretiyle "Kelam metodu" nu benimseyerek Ehl-i Sünnet Ve'l - Cemâat akidesini şerh ve izâh ettiğini kaydeder. Nitekim kendisi el-ibâne adlı eserinde bunu belirtmiştir.

1- İlâhiyyât ve Tevhid
Allah'ın varlığına ancak akıl yürütme yöntemi ile ulaşılabilir. O'nun varlığına ilişkin bilgiler, insanda doğuştan mevcud olan zaruri bilgiler türünden değildir. Aksi halde varlığı hakkında şüpheler ileri sürülmez ve sonuç itibariyle herkes zorunlu olarak O'na iman ederdi. Allah'ın mevcudiyetini idrak etmek için insanın hangi unsurlardan yaratıldığıunı düşünmesi yeterlidir.
Eş'arilere göre ma'rifetullah yani, dini tebligat olamasa insan Alla'ı bilmek zorunda mıdır? Sorusuna Eş'ariler akıl hiçbir şeyi vacib kılamaz. Şeriatten, dinden haberi olmayan kimse hiçbir şeyden mesul değildir cevabını vermiştir.
Allah birdir eşi ve benzeri yoktur. O'nun zatı ile kaim sıfatları vardır. Allah'ın kelâmı ve Kur'an kadimdir. Hayır ve şer Allah'tandır. İnsanların fiilleri Allah tarafından yaratılır ve kullar tarafından kazanılır. Kul fiilini Allah'ın dileyip yarattığı hâdis bir kudretle yapar ve böyle bir kudretle de olsa fiili yaptığı için sorumludur. Eğer kul fiilini ilâhi irâde ve kudretten bağımsız bir şekilde yapabilseydi ona dilediği niteliği verebilmesi gerekirdi. Halbuki kulun güzel ve iyi olmasını istediği bir şey çirkin ve kötü olabilmektedir.

2- Ru'yetullah
Allah'ın görülmesi akli bir imkansızlığı götürmediği için mümkündür. Dünyada Allah sadece Hz. Peygamber tarafından görülmüştür. Ahirette ise tüm mü'minler tarafından görülecektir.

3- Nübüvvet
Allah bir sebebe ve hikmete bağlı olmaksızın sadece rahmetinin ese olarak kullarından dilediğini peygamberlikle görevlendirir. Bunlardan resül olanlar ilahi emirleri insanlara tebliğ etmekle yükümlü olan, yeni bir şeriat getiren veya daha önceki şertiatın bazı hükümlerini değiştiren peygamberlerdir. İlk resül Hz. Adem (a.s), son resül ise Hz. Muhammed (s.a.v)'dir. Eş'ariye göre kadın nebi gelmiştir. Eş'ariler Asiye ve Meryem'i nebi kabul ederler.

4-Îmân
Hz. Muhammed'in hak peygamber olduğunu tasdik etmekten ibarettir. İnancı dil ile açıklamak ve ilahi buyrukları yerine getirmek imâna dahil değildir. İlahi buyruklara aykırı olan her davranış büyük günahtır. Tövbe Allah'a işlenen bütün günahları siler. Kullara verilen sevab ve mükâfat işledikleri amellerin karşılığı değil sadece ilahi bir lütuftur.

5-İmamet
Müslümanların işlerini Hz. Peygamber'in tayin ettiği ilkelere göre yürüten bir halifenin"ehlü'l - hal ve'l - akd" tarafından seçilmesi zaruridir. Şiî iddialarının aksine halifenin nasla tayin edildiğini gösteren hiçbir delil yoktur.eğer Resûl-i Ekrem yerine geçecek halifeyi nasla tayin etseydi ve bu kişide Hz Ali olsaydı ashab bu emri yerine getirir,Hz Ali'de bunu da bir emir telakki ederek ilk üç halifeye biat etmezdi. İmamın gaybı bilmesi ve mâsum olması mümkün değildir.

6-Âhiret
İttifakla kabul edildiğine göre nasların haber verdiği berzah'a ve âhiret hallerine inanmak farzdır. Bu konuya dair nasların te'vil edilmeyip zahiri manada anlaşılması gerekir. Zirâ haber verilen hâdiseler akıl açısından imkansız değildir. Bunlar kabir imtihanı, oradaki azap veya nimet, kıyametin kopması, ölülerin cismâni olrak dirilişi, hesap mizan, sırat, cennet ve cehennem safhalarından ibarettir.
Âhiretle ilgili akideler içerisinde Eş'arilerin ihtilâf konuların başında bedenle birlikte ruhun ölüp ölmediği meselesi gelir. Eş'arilerin bir kısmına göre ruh ölmez fakat büyük kısmı ise bedenden ayrılan ruhun berzah aleminde mevcudiyetini sürdürdüğü, kıyametin kopmasıyla varlığının ortadan kalkacağı, bedenlerin dirilişi ile tekrar yaratılacağıdır.

 

GERİ