EHL-İ SÜNNET VE’L – CEMâAT NE DEMEKTİR
Ehl-i Sünnet: “Rasülüllah (s.a.v) efendimizin sünneti ile ashâb cemaatinin akaid sahasında takip ettikleri yolunu benimseyenler” diye tarif etmek mümkündür.
Başlangıçta
müslümanlar bir tek topluluktan ibaretti. İç (Kur’an’ın mühtevası,
akli araştırmalar, halifelik konusundaki ihtilaflar) ve dış (yabancı din,
kültür ve düşüncelerin) etmenlerin tesiri ile ayrılılar vuku
buldu, bir takım fırkalar türedi. Şia, Havaric ve Mu’tezile gibi bir takım
mezheplerin türemesi ile Sünnet ve Cemaat ehlinden olan müslümanlar bir arya
gelerek sağlam, sarsılmaz, kopmaz bir kitle meydana getirdiler. Şehristânî’nin
yer verdiği rivayete göre Hz. Peygamber: “Yetmişüç fırkaya ayrılacak
olan ümmeti içinde yalnız kendisinin ve eshabının yolunu takip eden Ehl-i Sünnet
Ve’l-Cemâat’in kurtuluşa ereceğini bildirmiştir. Ehl-i Sünnet tabiri
ise Dârimî’de yer alan bir rivayete göre ilk defa Hasan-ı Basrî tarafından
kullanılmıştır. Ehl-i Sünnet’in III.(IX) yy’da itikadî bir mezhep
olarak teşekkül ettiğini görmekteyiz. Yeni araştırmacılara göre Ehl-i Sünnet
Ve’l Cemâat’in başlangıcı, Hz. Ali ve Hz. Muâviye dönemindeki siyasi görüş
ayrıllılarına dayanmaktadır. Ehl-i Sünnet ashab-ı kiramın hepsine hürmet
ve muhabbetle bağlı kalmış, onları hayırda önder bilmiş, rivayetlerini
kabul etmiş, dinin diğer sahalarında olduğu gibi akaid mevzuunda da Rasülüllah
(s.a.v)’den sonra onların yolunu takibetmiştir. Binaenaleyh Hadis-i
Şerifteki “ Benim ve ashabımın
yolunu takibedenler” ifadesine en çok yaklaşan, bu payeye en çok yakışan
Ehl-i Sünnet olmuştur.
Ehl-i Sünnet’in ilk temsilcileri Ebu
Hanife öncüsü sayılmakla beraber Abdülkadir el-Bağdâdî, Abdullah b. Ömer,
Ömer b. Abdülaziz, Zeyd b. Ali ve Hasan-ı Basrî’dir. Asmaî’nin
rivayetine dayanılarak Eyüp es-Sahtiyani, Yunus b. Ubeyd, Süleyman b. Tarhân
ve Abdullah b. Avn Ehl-i Sünnet’in kurucuları arasında gösterilmektedir.
Ehl-i Sünnet’in, İmam-ı Mâlik ve İmam-ı Şafiî’den sonra III.yy’ın
ikinci yarısında Ahmet b. Hanbel öncülüğünü yapmıştır.
Ehl-i Sünnet Selefiyye, Eş’ariye ve
Mâturidiye gruplarından meydana gelmiştir.